Süleymancılar Lideri Kuriş'in Gizli Yapılanması ve 'Mehdi' İddiaları Soruşturmada
Gündem

Süleymancılar Lideri Kuriş'in Gizli Yapılanması ve 'Mehdi' İddiaları Soruşturmada

5

Süleymancılar cemaati olarak bilinen dini grubun yönetimini 2016 yılında devralan Alihan Kuriş hakkında yürütülen bir soruşturmanın ayrıntıları kamuoyuna yansıdı. Savcılık dosyasına ulaşan bilgiler, Kuriş'in cemaat içindeki konumunu, yönetim biçimini ve tabana yönelik algı oluşturma yöntemlerini gözler önüne seriyor. Dosyada yer alan bilgilere göre, Kuriş'in taban tarafından 'Mehdi' olarak algılandığı, doğum tarihi ve isminin resmi kayıtlardan farklı olarak lanse edildiği belirtiliyor. Ayrıca, Kuriş'in aldığı kararların 'Peygamber Efendimiz ile görüşülerek' verildiği yönünde bir inanç oluşturulduğu ve bu sayede mutlak bir itaat sağlandığı tespit edildi. Bu durum, cemaat içindeki hiyerarşik yapının ne denli güçlü bir şekilde kurulduğunu ortaya koyuyor.

Soruşturma kapsamında elde edilen bulgular, Alihan Kuriş'in liderlik anlayışının ve organizasyon yapısının oldukça dikkat çekici olduğunu gösteriyor. Kuriş'in, kendisine bağlı ekibi yönetirken Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) kullandığı yöntemlere benzer bir sistem kurduğu iddia ediliyor. Bu sistemin en önemli unsurlarından biri olarak, 'ByLock' benzeri şifreli bir iletişim ağı oluşturulduğu belirtiliyor. Bu özel iletişim platformu aracılığıyla haberleşmenin sağlandığı ve dışarıdan müdahaleyi zorlaştıran bir yapı kurulduğu anlaşılıyor. Savcılık kayıtlarında, kayıt dışı tutulan milyarlarca liralık bütçenin varlığına, sırların şifreli çantalarda saklandığına ve cemaate yönelik 'inkâr cihattır' şeklinde talimatlar verildiğine dair çarpıcı detaylar yer alıyor. Kuriş'in kendisini 'Mehdi' olarak tanıtma çabası da soruşturmanın önemli başlıklarından birini oluşturuyor.

Yapılan incelemelerde, Alihan Kuriş'in gerçek doğum tarihinin 28 Temmuz 1982 olmasına rağmen, cemaat tabanına hicri takvime göre 1 Muharrem 1400'e denk gelen 21 Kasım 1979 tarihinin aktarıldığı belirlendi. Ayrıca, resmi kayıtlarda 'Erhan Faruk' olarak geçen isminin, zaman içinde önce 'Ali Erhan' (1989), ardından da 'Alihan' olarak değiştirildiği saptandı. Bu durumlar, Kuriş'in kimlik ve geçmişiyle ilgili bilinçli bir algı yönetimi yürütüldüğü şüphesini güçlendiriyor. Soruşturma dosyasına giren bilgilere göre, Kuriş'in yurtlarda kamera kaydı tutulmaması yönünde talimatlar verdiği ve denetim ekipleri geldiğinde kameraların 'bozuk' olduğunun söylenmesi gerektiği yönünde yönlendirmeler yaptığı da ortaya çıktı. Bu tür tedbirler, faaliyetlerin gizliliğini sağlamaya ve olası denetimlerden kaçınmaya yönelik adımlar olarak değerlendiriliyor.

Soruşturma dosyasında yer alan bir diğer önemli iddia ise, grubun faaliyet merkezini artan denetimlerden uzaklaşmak amacıyla Almanya'ya taşıma planı. Köln'de yaklaşık 70 milyon euro maliyetle inşa edilen ve 17 bin metrekarelik bir arazi üzerine kurulan VIKZ tesisinin, Avrupa'daki dini ve eğitim faaliyetlerinin merkezi haline getirilmesinin hedeflendiği belirtiliyor. 'Kendimizi kuma gömeceğiz' parolasıyla hareket eden yapının, iletişimde WhatsApp ve Facebook gibi yaygın sosyal medya araçlarından kaçındığı, bunun yerine şifreli e-postaları kullandığı anlaşılıyor. Emir ve talimatların 'Ulak' adı verilen özel aracılarla iletildiği, bu ulakların aynı şehre art arda gitmemesi ve farklı araçlar kullanması gibi detaylı güvenlik önlemleri alındığı belirtiliyor. Yurtlar ve derneklerle ilgili gizli bilgilerin, yalnızca sorumlu kişilerde bulunan şifreli çantalarda muhafaza edildiği, yurtlarda resmi ve gayriresmi olmak üzere iki farklı kayıt sisteminin işletildiği ve gayriresmi gelirlerin takibinden sorumlu bir kişinin görevlendirildiği de dosyada yer alan bilgiler arasında.

Paylaş

İlgili Haberler