Gençlerde Kaygı Bozukluğu Artıyor: Uyku Düzeni ve Ekran Süresi İlişkisi
Sağlık

Gençlerde Kaygı Bozukluğu Artıyor: Uyku Düzeni ve Ekran Süresi İlişkisi

33

İngiltere merkezli yapılan kapsamlı bir araştırma, gençlerin uyku alışkanlıklarındaki değişimlerin, özellikle de hafta içi ve hafta sonu arasındaki uyku süresi farkının, kaygı bozuklukları üzerinde önemli bir tetikleyici olabileceğini gözler önüne serdi. Sleep Medicine Reviews adlı saygın bilimsel dergide yayımlanan ve 235 binin üzerinde genç bireyin katıldığı bu çalışma, uyku düzenindeki düzensizliklerin psikolojik sağlık üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekiyor.

Araştırmacılar, hafta sonları uykuya dalma ve uyanma saatlerinde belirgin bir kayma yaşayan gençlerin, biyolojik saatleri açısından adeta zaman dilimi şoku yaşadığını belirtiyor. Bu durum, vücudun doğal ritmini bozarak, gün içindeki performanslarını ve genel ruh hallerini olumsuz etkiliyor. Southampton Üniversitesi'nden Dr. Hannah Ravenhall ve Dr. Sarah Chellappa'nın 18 farklı çalışmayı analiz ettiği bu meta-analiz, uyku saatlerindeki iki saatlik bir farkın bile gençlerde anksiyete belirtilerinin artmasına yol açabildiğini ortaya koyuyor. Bu uyku düzensizliği, adeta bir 'sosyal jet-lag' etkisi yaratarak gençlerin hem fiziksel hem de zihinsel sağlığını tehdit ediyor.

Sorunun temelinde, özellikle gece saatlerinde yoğunlaşan akıllı telefon kullanımı yatıyor. Teknolojinin hayatın merkezine yerleşmesiyle birlikte, gençlerin yatak odalarına giren dijital cihazlar, uyku düzenlerini daha da bozuyor. Akıllı telefon ekranlarından yayılan mavi ışık, vücudun doğal uyku hormonu olan melatonin salgılanmasını baskılıyor. Yetişkinlere kıyasla daha geç melatonin salgılayan gençlerde bu durum, uykuya dalma süresini uzatırken, geç saatlere kadar süren sosyal medya etkileşimleri ve mesajlaşmalar uyku saatlerini sabaha kadar taşıyabiliyor. Bu durum, gençlerde önemli bir uyku borcu birikmesine neden oluyor.

Uzmanlar, gençlerin gece uyanık kalma sebeplerinin yalnızca ekran parlaklığıyla sınırlı olmadığını vurguluyor. Psikolojide 'Gelişmeleri Kaçırma Korkusu' (FOMO) olarak bilinen kaygı türü de bu tabloda önemli bir rol oynuyor. Sosyal medyada anlık bir paylaşıma yanıt verememe endişesi, beynin ödül mekanizması olan dopamini sürekli aktif tutarak derin uykuya geçişi engelliyor. Bildirim sesini duymasa bile tetikte olma hali, gençlerin uyku kalitesini ciddi şekilde düşürüyor. Bu durumun üstesinden gelmek için uzmanlar, sabahları perdeleri açarak gün ışığı almak, dijital cihazları yatak odası dışına çıkarmak ve okul başlangıç saatlerinin biyolojik ritimle uyumlu hale getirilmesi gibi önerilerde bulunuyor.

Paylaş

İlgili Haberler