İmamoğlu'ndan Savunma Süresi Tepkisi: Demirtaş ve Özdağ Örnek Gösterildi
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun yargılandığı davada, savunma süresinin yetersizliği kamuoyunda tartışma yaratmaya devam ediyor. Duruşma savcısının mütalaasının ardından savunma hakkını kullanmak üzere süre talep eden İmamoğlu'nun avukatlarına tanınan sürenin kısıtlılığı, siyasi çevrelerde ve hukukçular arasında tepkilere neden oldu. İmamoğlu'nun avukatları, müvekkillerine ayrılan sürenin, benzer davalarda tanınan sürelerle kıyaslandığında oldukça yetersiz olduğunu savunuyor.
Dünkü duruşmada söz alan Ekrem İmamoğlu, savunma hakkının kısıtlanmasına yönelik eleştirilerini dile getirirken, emsal niteliğindeki iki önemli siyasi figürü örnek gösterdi. Daha önce yargılandığı davalarda verilen savunma sürelerine dikkat çeken İmamoğlu, Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ'ın 'Cumhurbaşkanına hakaret' suçlamasıyla yargılandığı davada tek bir suçlama üzerinden tam bir gün boyunca kesintisiz savunma yapma hakkı bulduğunu belirtti. Bu durumun, kendisinin karşı karşıya kaldığı durumla çeliştiğini vurgulayan İmamoğlu, siyasi davalarda savunma hakkının ne kadar önemli olduğunun altını çizdi.
İmamoğlu, örnek verdiği bir diğer isim olan HDP'nin önceki Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın durumuna da değindi. Demirtaş'ın, çeşitli suçlamalarla karşı karşıya kaldığı davalarda toplamda 14 gün gibi uzun bir süre boyunca savunma yapabildiğini hatırlatan İmamoğlu, kendisinin ise 143 eylemle ilişkilendirilip 'suç örgütü liderliği' iddiasıyla yargılanmasına rağmen, sınırlı bir süreyle savunma yapmaya zorlandığını ifade etti. Bu durumun, adil yargılanma hakkının ihlali anlamına geldiğini ve hukukun üstünlüğü ilkesine aykırı olduğunu savundu.
Savunma hakkının, yargılama sürecinin temel taşlarından biri olduğunu belirten İmamoğlu, davanın siyasi bir nitelik taşıdığına dair kamuoyundaki yaygın kanaati de yineledi. Bu tür davalarda, savunma makamına yeterli zamanın tanınmasının, adaletin tecellisi açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Mahkeme başkanının ilk celsede davayı 9 Temmuz'da bitirme kararlılığını da eleştiren İmamoğlu, kendilerine tanınan 4-5 saatlik sürenin, dava dosyasının kapsamı ve siyasi hassasiyeti göz önüne alındığında yetersiz kalacağını ve tüm savunma hazırlıklarının boşa gideceğini söyledi. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 203. maddesinin duruşma düzenini sağlama yetkisini düzenlediğini ancak bunun savunma hakkını kısıtlamak için kullanılmaması gerektiğini de ekledi.