İran Gerilimi Tırmanıyor: ABD Askeri Harekatı Genişletiyor, İsrail İle Kriz Kapıda
Amerika Birleşik Devletleri'nin, İran'a yönelik askeri operasyonlarını genişletme yönündeki hazırlıkları ve aynı zamanda İsrail'e ek yakıt ikmal uçakları gönderme talebi, Ortadoğu'da yeni bir krizi tetikleme potansiyeli taşıyor. Bu durum, iki ülke arasındaki mevcut gerilimi daha da artırırken, bölgenin istikrarına dair endişeleri derinleştiriyor. Axios'un ABD yönetiminden elde ettiği bilgilere göre, Trump yönetiminin İran'a karşı daha kapsamlı bir askeri müdahale için planlama sürecine girdiği belirtiliyor. Bu çerçevede, ABD ordusunun İsrail'e çok sayıda ek askeri yakıt ikmal uçağı tahsis edeceği bilgisi paylaşıldı. Savaşın sürdürülmesi konusunda aylardır ABD üzerinde baskı kurduğu bilinen İsrail ise, bu devasa uçakların kendi havaalanlarını doldurma ihtimalinden duyduğu rahatsızlığı dile getiriyor.
Salı günü gerçekleştirilen Durum Odası toplantısında, yeni askeri stratejilerin masaya yatırıldığı ve ABD Başkanı Donald Trump'ın, Hürmüz Boğazı çevresinde devam eden mevcut çatışmalardan çok daha geniş ölçekli bir harekat düzenlenmesi ihtimalini değerlendirdiği rapor edildi. Henüz kesin bir karar alınmamış olsa da, Trump yönetiminin İran rejimini Hürmüz Boğazı'nın tekrar açılması ve nükleer programına ilişkin taleplerinin kabul edilmesi yönünde zorlamak amacıyla çatışmaları tırmandırmaya eğilimli olduğu ve operasyon emrinin yakın gelecekte verilebileceği yönünde değerlendirmeler yapılıyor. Bu gelişmeler, bölgedeki diplomatik ve askeri dengeleri yakından ilgilendiriyor.
İran cephesinden ise bu olası genişlemeye karşı hazırlıklı olunduğuna dair net mesajlar veriliyor. İran Devrim Muhafızları, saldırıların devam etmesi durumunda, İran'ın askeri eylemlerini ABD üslerinin bulunduğu tüm ülkelere yayacakları yönünde sert bir uyarıda bulundu. ABD'nin masadaki askeri seçenekleri arasında, İran'ın enerji altyapısını oluşturan elektrik santralleri gibi kritik tesislerin hedef alınması, nükleer programı kapsamında uranyum zenginleştirme faaliyetlerini daha derin yer altı sığınaklarına taşıma girişimlerine karşı nükleer tesislere yönelik yeni saldırılar düzenlenmesi ve yapım aşamasında olduğu şüphelenilen Kazma Dağı yeraltı sahasına yönelik operasyonlar gibi seçeneklerin bulunduğu belirtiliyor. Bu stratejik hamleler, bölgedeki gerilimin ne denli karmaşık bir hal aldığını gözler önüne seriyor.
Bu yoğun diplomatik ve askeri hareketliliğin ortasında, ABD ordusu Perşembe günü Hürmüz Boğazı ve İran'ın güney kıyılarını hedef alan hava saldırılarını beşinci gününde de sürdürdü. Yetkililer tarafından yapılan açıklamalara göre, İran Devrim Muhafızları Ordusu'nun operasyonel merkezi olarak kabul edilen Bender Abbas şehri ve çevresindeki en az yedi köprünün bombalandığı bilgisi paylaşıldı. Bender Abbas'ın, boğazın diğer bölgelerine mühimmat, lojistik destek ve ilave birlik sevkiyatı açısından stratejik bir öneme sahip olduğu vurgulandı. Bu saldırıların yanı sıra, İran da Ürdün, Katar, Bahreyn, Irak ve Kuveyt'te bulunan ABD üslerine yönelik eylemlerini artırdı. Hatta Amerikan askerlerinin birkaç ay önce boşalttığı Suriye'deki Al Tanf üssünün de hedef alındığı, ancak üssün daha önce terk edilmiş olduğu bilgisi verildi. Bu karşılıklı hamleler, bölgede bir vekalet savaşına dönüşme potansiyeli taşıyan çatışmaların boyutunu gözler önüne seriyor.
Diğer yandan, Amerika Birleşik Devletleri'nin İsrail'e ek yakıt ikmal uçakları gönderme talebi, Tel Aviv ile Washington arasında önemli bir diplomatik krize yol açtı. Mevcut durumda, Tel Aviv yakınlarındaki Ben Gurion Uluslararası Havalimanı'nda yaklaşık otuz adet, İsrail'in güneyindeki Ramon Havalimanı'nda ise benzer sayıda yakıt ikmal uçağı konuşlanmış durumda. İsrailli yetkililer, ABD'nin önümüzdeki günlerde bu sayıyı daha da artırarak, savaşın başlangıç seviyesine çıkarmak istediğini belirtti. Bölgedeki diğer hava üslerinin İran'ın olası saldırılarına karşı daha savunmasız ve güvensiz olduğu gerekçesiyle, ABD ordusunun uçaklarını Ben Gurion Havalimanı'na konuşlandırmayı tercih ettiği öğrenildi. Ancak bu durum, İsrail iç siyasetinde önemli tartışmalara neden oldu.
Havalimanında uzun süre park halinde bekleyen bu uçaklar, zaman zaman havalimanı trafiğinde aksamalara yol açtı. Savaş dönemi boyunca hava sahasının kapalı olması nedeniyle büyük bir sorun teşkil etmeyen bu durum, yaklaşan yaz tatili dönemi ve artan sivil uçuş trafiği göz önüne alındığında ciddi bir probleme dönüşme potansiyeli taşıyor. Üç ay sonra genel seçimlere gidecek olan Başbakan Binyamin Netanyahu'nun koalisyon hükümeti, sivil uçuşların aksaması ve kitlesel iptaller yaşanması ihtimali nedeniyle ciddi bir siyasi riskle karşı karşıya kalmış durumda. Ulaştırma Bakanı Miri Regev, uçakların farklı bir alana taşınması veya kullanımının sınırlandırılması yönünde bir talepte bulunurken, Savunma Bakanlığı ve İsrail genelkurmay başkanlığı bu talebe karşı çıkarak mevcut durumun devamını savundu. ABD yönetimi ise ek uçaklar için yer tahsisi talebini yineledi. İsrail hükümeti ise bu talebi reddederek, ek uçakların ülkeye girişini yasaklama kararı aldı. Bu gelişme, iki müttefik ülke arasındaki ilişkilerde nadir görülen bir gerginliğe işaret ediyor.