İran'ın Barış Girişimi ABD Tarafından Neden Geri Çevrildi?
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin, Hürmüz Boğazı'nın yeniden ulaşıma açılması ve bölgedeki çatışmaların sona erdirilmesine yönelik İran tarafından sunulan barış önerisini kabul etmediğini duyurdu. Arakçi, mevcut krizin çözümünde tek yolun diplomasi olduğunu vurgulayarak, ABD'nin anlaşmayı peşin yaptırım şartı nedeniyle reddettiğini belirtti. Bu gelişme, Ortadoğu'daki tansiyonun düşürülmesi çabalarında yeni bir engelle karşılaşıldığını gösteriyor.
Katar aracılığıyla New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Kurulu marjında ABD'ye iletilen barış planının, Başkan Trump tarafından cumartesi günü geri çevrildiği öğrenildi. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamalarda, Trump'ın, İran'ın bu stratejik su yolunda bir anlaşma yapma çabasını, içinde bulunduğu zorlu ekonomik durumun ve ağır kayıpların bir sonucu olarak değerlendirdiği ifade edildi. Trump, İran'ın ağır baskı altında olduğunu ve bu nedenle boğazı hemen açmak için bir anlaşma arayışında olduğunu öne sürdü. Ancak aynı zamanda, diplomasi kapısının aralık olduğunu ve ABD'li müzakerecilerin önümüzdeki günlerde daha fazla temas kurabileceğini de ekledi.
İran Dışişleri Bakanı Arakçi, yaptığı sosyal medya paylaşımında, önerilen planın temel şartlarının net olduğunu ve Hürmüz Boğazı'nın yeniden işler hale gelmesi için bu şartların karşılanması gerektiğini ifade etti. Arakçi, "Onları bu çıkmazdan yalnızca müzakere edilmiş bir çözüm çıkarabilir" diyerek, mevcut durumun ancak diplomatik yollarla aşılabileceğine işaret etti. Öte yandan, Tahran ile Washington arasındaki müzakerelere aracılık eden tarafların, ABD'nin teklifi reddettiğine dair resmi bir bildirimde bulunmadığını da sözlerine ekledi. İran'ın, aracıların kesin görüşlerini alarak kararını bu doğrultuda şekillendireceğini belirtti.
ABD'nin uyguladığı ekonomik yaptırımlar nedeniyle Hürmüz Boğazı'ndaki deniz taşımacılığında ciddi bir daralma yaşanmış, bu durum küresel ekonomiyi de olumsuz etkilemişti. İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, savaşın kritik bir evrede olduğunu belirterek, "İran ticaret yapamazsa, İran yaşayamazsa, hiç kimse ticaret yapamayacak ve yaşayamayacaktır" şeklinde bir uyarıda bulunmuştu. Bu uyarı, bölgedeki gerilimin tırmanması halinde yaşanabilecek potansiyel ekonomik felaketlere dikkat çekiyordu. Yedi aydır devam eden çatışmalar kapsamında, İran'ın Körfez'deki ABD müttefiklerine yönelik füze ve insansız hava aracı saldırıları ile Yemen'deki Husi gruplarının Suudi Arabistan'a yönelik operasyonları, bölgedeki istikrarsızlığı artırmıştı. Husilerin ilerleyişi ve Kızıldeniz üzerinden yapılan petrol sevkiyatının tehdit altına girmesi, Suudi Arabistan'ı da çatışmaların içine daha fazla çekmişti.
ABD'nin barış teklifini reddetmesindeki temel nedenlerden birinin, İran'ın nükleer silahlara ulaşmasını engelleme, komşularına yönelik saldırı kapasitesini sınırlama ve rejimi devirme gibi öncelikli hedefler olduğu belirtiliyor. ABD'nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Mike Waltz, CNN'e yaptığı açıklamada, Trump yönetiminin, İran'ın tüm yaptırımların kaldırılması ve dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılması gibi taleplerini, henüz müzakerelerin başında peşin bir şekilde istemesi nedeniyle teklifi reddettiğini ifade etti. Waltz, Başkan Trump'ın, İran'ın iyi niyetle hareket ettiğine ve nükleer programını sonlandırma konusunda samimi olduğuna ikna olmadığını dile getirdi. Buna karşılık, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, nükleer program konusunda görüşmelere açık olduklarını ancak baskı ve tehditleri kabul etmeyeceklerini, gerektiğinde kendilerini savunacaklarını belirtti.