İstanbul Üniversitesi'nde Liyakat Krizi: Sınav Birincileri Elendi, Şoför Yakını Atandı
İstanbul Üniversitesi'nde yapılan görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavlarının sonuçları, kamu personel sistemindeki liyakat sorununu bir kez daha gündeme taşıdı. Sınavlarda yazılı olarak birinci sıraya yerleşen adayların mülakat aşamasında elenmesi ve ardından 8. ve 9. sıralardaki kişilerin şube müdürü olarak atanması, adaletsizlik iddialarını beraberinde getirdi. Bu durum, akademik ve idari kadrolara yapılan atamalarda objektif kriterlerin göz ardı edildiği endişelerini artırdı.
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (EğitimSen) temsilcileri, üniversitedeki bu atama sürecini sert bir dille eleştirdi. EğitimSen'den İzzet İldeş, söz konusu sınavların, kamu personel yönetimindeki en büyük yara olan liyakat eksikliğini ve mülakat sisteminin yarattığı adaletsizlikleri gözler önüne serdiğini belirtti. İldeş, kamu hizmetinde tarafsızlık ilkesinin esas alınması gerektiğini vurgulayarak, bu tür sonuçların siyasi referansların liyakatin önüne geçtiği yönündeki kamuoyundaki algıyı güçlendirdiğini ifade etti.
Yaşananlar bununla da sınırlı kalmadı. İddialara göre, rektörün şoförünün eşine de özel bir statü verilerek istisnai bir kadroya atama yapıldığı öne sürüldü. Bu tür iddialar, kamu kurumlarındaki atama süreçlerinin şeffaflığı ve adil işleyişi konusunda ciddi soru işaretleri doğurdu. Kurumların, tüm vatandaşların eşit fırsatlara sahip olması gerektiği ilkesine bağlı kalması beklenirken, bu tür kişiye özel uygulamaların varlığı tepkilere neden oldu.
Bu iddialar üzerine, konunun Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne taşındığı öğrenildi. Emek Partisi (EMEP) İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, Milli Eğitim Bakanlığı'na yönelik bir soru önergesi hazırlayarak durumu Meclis gündemine taşıdı. Bayhan, önergesinde rektörlük dönemindeki daire başkanı, fakülte, enstitü ve yüksekokul sekreteri gibi kritik kadrolara yapılan atamaların detaylarını sordu. Ayrıca, sıralamada daha alt sıralarda yer alan kişilerin atanmasında siyasi referansların etkili olup olmadığını da sorguladı. EğitimSen temsilcisi İldeş, üniversite yönetimini şeffaf olmaya davet ederek, sözlü sınavların liyakat yerine 'sadakat' ilişkilerini ölçen bir araca dönüştüğünü belirtti ve bu tür uygulamalara son verilmesi çağrısında bulundu.