İstanbul'da Mahsur Kalan Denizcilerden Çaresiz Yardım Çağrısı: 'Öleceğiz'
İstanbul'un Zeytinburnu semti açıklarında demirleyen Moğolistan bandıralı 'Azra C' isimli yük gemisi, dramatik bir kurtarma operasyonunun merkezinde yer alıyor. Yaklaşık beş aydır gemi armatörü tarafından terk edilmiş durumda olan Azra C'de mahsur kalan 10 Hintli denizci, hayati tehlikeyle karşı karşıya. Aylardır maaşlarını alamayan ve gemideki erzak ile içme suyunun tükenme noktasına gelmesiyle büyük bir çaresizlik yaşayan mürettebat, uluslararası yardım kuruluşlarının desteğiyle ayakta kalmaya çalışıyor.
Gemideki yaşam koşulları giderek ağırlaşırken, denizciler telsiz aracılığıyla acil yardım taleplerini iletiyor. Kayıtlara yansıyan çağrılarda, “Yiyecek hiçbir şeyimiz kalmadı, burada hayatımızı kaybedeceğiz” gibi ifadelerle durumun vahameti gözler önüne seriliyor. Gemideki yakıtın da kritik seviyede olması nedeniyle acil durum jeneratörleri dışında enerji sağlanamadığı, tatlı su kaynaklarının ise 20 günü aşkın süredir tamamen bittiği bildiriliyor. Denizciler, yaptıkları tüm başvurulara rağmen yetkililerden somut bir yanıt alamamaktan duydukları derin üzüntüyü ve çaresizliği dile getiriyorlar.
Uluslararası Taşımacılık İşçileri Federasyonu (ITF) gibi sivil toplum kuruluşları, zor durumdaki mürettebatın hayatta kalabilmesi için sınırlı miktarda gıda ve su desteği sağlıyor. Ancak bu yardımların, uzun süredir ödenmeyen maaş alacakları toplam 53 bin doları bulan denizcilerin temel ihtiyaçlarını karşılamaya yetmediği belirtiliyor. Hindistan Denizcilik Genel Müdürlüğü'nün arabuluculuk çabalarına rağmen, 10 denizcinin hala gemide bekleyişini sürdürmesi, durumun ciddiyetini artırıyor. Daha önce 8 mürettebatın ülkelerine geri gönderildiği ancak kalanların kaderinin belirsizliğini koruduğu ifade ediliyor.
Mart ayı sonunda ITF tarafından yapılan açıklamalarda da mürettebatın karşı karşıya kaldığı ciddi gıda ve içme suyu sıkıntısı vurgulanmıştı. Geminin içinde bulunduğu bu insani kriz, denizcilik sektöründeki ihmallerin ve yasal boşlukların ürpertici bir örneğini teşkil ediyor. Günlerdir süren bu bekleyiş, uluslararası denizcilik hukuku ve insan hakları açısından da acil çözüm gerektiren ciddi bir sorun olarak öne çıkıyor. Kurtarma operasyonlarının hızlandırılması ve denizcilerin bir an önce güvenli bir şekilde ailelerine kavuşturulması için tüm birimlerin seferber olması bekleniyor.