Kıbrıs'ta Rum Yönetimi Tarihi İzleri Silme Çabasında: Türk İsimleri Değiştiriliyor
Kıbrıs Rum yönetimi, adanın tarihi dokusundaki Türk izlerini ortadan kaldırmaya yönelik adımlarını sürdürüyor. Bu kapsamda, daha önce Larnaka kentinde bazı Türk isimli sokakların tabelalarını kaldıran Rum yönetimi, şimdi de Baf kentinde önemli bir caddeye verilen ismi değiştirdi. 1974 öncesinde Türk nüfusunun yoğun olarak yaşadığı bölgelerdeki yerleşim yerlerine verilen isimlerin değiştirilmesi politikası çerçevesinde, Baf'taki "Kemal Atatürk Caddesi"nin adı, yerel yönetim tarafından oy çokluğuyla "Hafıza ve Umut" olarak değiştirildi. Bu kararın yürürlüğe girmesi için Rum hükümetinin onayının beklendiği bildirildi.
Baf Belediyesi Meclisi'nde gerçekleşen toplantıda, milliyetçi sağ partilerin desteklediği bir oylamayla "Kemal Atatürk Caddesi"nin isminin değiştirilmesi kararı alındı. Bu tür isim değişiklikleri, Rum milliyetçi çevrelerin adadaki Türk varlığına ve tarihine yönelik olumsuz tutumunun bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Daha önce Larnaka'da Piyale Paşa ve İstanbul sokaklarının isimlerinin kaldırılması da bu politikanın bir parçası olarak görülüyordu. Bu yeni gelişme, adadaki kültürel ve tarihi mirasın korunması konusunda endişeleri artırıyor.
Baf kenti, özellikle Rum milliyetçi partilerin güçlü olduğu ve Türk karşıtı söylemlerin sıkça dile getirildiği bir bölge olarak biliniyor. Kentin demografik yapısının değişmesinde, 1991 yılında Sovyetler Birliği'nden gelen Pontuslu Rumların yerleştirilmesinin de etkili olduğu belirtiliyor. Bu durum, adanın siyasi ve toplumsal atmosferindeki hassasiyetleri daha da belirginleştiriyor. Baf'ta Namık Kemal, İsmet İnönü ve Kıbrıslı Türklerin kurucu liderlerinden Dr. Fazıl Küçük gibi önemli Türk şahsiyetlerinin isimlerini taşıyan sokakların da bulunduğu ve Rum yönetiminin bu isimleri de değiştirme gündeminin olduğu ifade ediliyor.
Bu tür isim değişiklikleri, sadece coğrafi işaretleri değil, aynı zamanda tarihi hafızayı ve toplumsal kimlikleri de etkileme potansiyeli taşıyor. Kıbrıs'taki siyasi çözüm müzakereleri öncesinde ve sırasında bu tür adımların atılması, adadaki iki toplum arasındaki güvenin yeniden tesis edilmesi çabalarına zarar verebileceği endişesini beraberinde getiriyor. Tarihi isimlerin korunması, farklı kültürlerin bir arada yaşayabilmesi ve ortak bir gelecek inşa edebilmesi için önemli bir zemin oluştururken, bu tür politikalar adadaki ayrışmayı derinleştirebilecek nitelikte.