Küresel Piyasalar Fed Faiz Artırımı Endişesiyle Yön Arıyor
Ekonomi

Küresel Piyasalar Fed Faiz Artırımı Endişesiyle Yön Arıyor

3

Küresel finans piyasaları, Amerika Birleşik Devletleri Merkez Bankası'nın (Fed) enflasyonla mücadele kapsamında yıl sonuna kadar ek faiz artırımlarına gidebileceğine dair artan beklentiler nedeniyle belirsizlik içinde yön arayışını sürdürüyor. Bu durum, piyasalarda genel bir temkinli yaklaşıma neden olurken, Orta Doğu'daki jeopolitik gerilimlerin hafiflemesine yönelik olumlu işaretler, satış baskısının etkisini sınırlamayı başardı. Yatırımcıların odağında ise önümüzdeki günlerde açıklanacak olan ABD'nin ekonomik büyüme verileri ve kişisel tüketim harcamaları (PCE) enflasyon göstergesi bulunuyor. Bu verilerin, Fed'in gelecekteki para politikası adımlarına ilişkin ipuçları vermesi bekleniyor.

Merkez bankalarının, özellikle gelişmekte olan ekonomilerdeki enflasyonist baskıları kontrol altına almak amacıyla, beklenenden daha sıkı para politikaları benimsemesi eğilimi giderek daha belirgin hale geliyor. Bu durum, küresel likidite üzerinde baskı oluştururken, yatırımcıları daha dikkatli pozisyon almaya itiyor. Para piyasalarındaki güncel fiyatlamalar, Fed'in bu yıl içinde iki kez daha faiz artırımına gidebileceği olasılığının güçlendiğini gösteriyor. Uzmanlar, açıklanacak olan sanayi üretimi, perakende satışlar ve işsizlik maaşı başvuruları gibi makroekonomik verilerin, Fed'in faiz kararlarını şekillendirmede kritik bir rol oynayacağını vurguluyor. Özellikle büyüme verileri ve enflasyonist baskılara işaret eden göstergeler, piyasa katılımcılarının Fed'in niyetlerini daha net anlamasına yardımcı olacak.

Diğer yandan, stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı'ndaki tansiyonun düşürülmesine yönelik gösterilen çabalar, petrol piyasalarında arz endişelerini önemli ölçüde hafifletti. Bu gelişmelerin etkisiyle Brent petrolün varil fiyatında gözle görülür bir düşüş yaşandı. Dün %1,4 oranında değer kaybederek 76,6 dolara gerileyen Brent petrolü, yeni işlem gününde de kayıplarını sürdürerek %0,5'lik bir düşüşle 76,3 dolara indi ve Mart ayından bu yana kaydettiği en düşük seviyeyi gördü. Orta Doğu'daki tansiyonun azalması, küresel enflasyonist baskıları da bir nebze olsun dindirerek merkez bankalarının işini kolaylaştırabilir. ABD Senatosu'nun İran'a yönelik askeri operasyonları sınırlamaya yönelik aldığı karar, bölgedeki gerilimin tırmanmasını engelleme potansiyeli taşıyor ve bu durum, piyasalardaki satış eğilimini yumuşattı. ABD Başkanı'nın İran'ın nükleer programı üzerindeki denetimlere tam uyum sağlama yönündeki açıklamaları ve bunun sonucunda Hürmüz Boğazı'nın açık kalmasına yönelik olumlu adımlar, piyasalara nefes aldırdı.

Makroekonomik veri cephesinde, ABD'den gelen imalat sanayi Satın Alma Yöcuları Endeksi (PMI) verileri piyasa beklentilerinin üzerinde bir performans sergiledi. Haziran ayında 55,7 seviyesine ulaşan endeks, son 49 ayın en yüksek seviyesini kaydetti. Hizmet sektörü PMI da 51,3 ile son 4 ayın zirvesine çıkarken, imalat ve hizmet sektörlerini kapsayan bileşik PMI 52,2 ile son 5 ayın en yüksek seviyesine ulaştı. Bu güçlü veriler, ABD ekonomisinin dayanıklılığına işaret ederken, Fed'in faiz artırımı politikasını sürdürme ihtimalini de güçlendiriyor. Kurumsal tarafta ise teknoloji devlerinden Micron'un finansal sonuçlarının açıklanması bekleniyor. Şirketin gelir tablosu, yapay zeka ve teknoloji yatırımlarının somut finansal sonuçlara ne ölçüde yansıdığı konusunda önemli ipuçları sunacak. Bu arada, teknoloji hisselerindeki genel eğilim dikkat çekiyor. Yapay zeka odaklı şirketlerin hisselerinde yaşanan düşüşler ve SpaceX'in tahvil ihracı, teknoloji sektöründeki borçlanma maliyetleri ve nakit akışı üzerindeki potansiyel baskılara dair endişeleri artırdı. Nvidia, Alphabet, AMD ve Intel gibi büyük teknoloji firmalarının hisselerinde görülen değer kayıpları, sektördeki genel satış eğilimini yansıtıyor. Bu durum, yatırımcıların risk iştahını azaltarak güvenli liman varlıklarına yönelmesine neden olabilir.

Bu gelişmeler ışığında, ABD'nin 10 yıllık tahvil faizleri %4,49 seviyesinde yatay bir seyir izlerken, dolar endeksi 101,5 seviyesine yükselerek son dönemin en güçlü seviyelerinden birini gördü. Fed'e yönelik faiz artırımı beklentilerinin artması, doların değer kazanmasına ve aynı zamanda teknoloji hisselerindeki düşüşlerin yarattığı teminat ihtiyacının artmasına neden oluyor. Bu durum, altının ons fiyatı üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor. Altının ons fiyatı, %1,1'lik bir değer kaybıyla 4.066 dolara gerileyerek son 7 ayın en düşük seviyelerine yaklaştı. Altının bu düşüşü, küresel ekonomik belirsizlik ortamında yatırımcıların riskten kaçınma eğiliminin bir göstergesi olarak yorumlanabilir.

Avrupa piyasalarında ise ekonomik aktivitedeki yavaşlama sinyalleri ve potansiyel bir resesyon endişesi hakim. Almanya'da imalat ve hizmet sektörlerini kapsayan bileşik PMI'ın 48 puana gerileyerek Aralık 2024'ten bu yana en düşük seviyesini görmesi, Alman ekonomisindeki daralmanın devam ettiğine işaret ediyor. Euro Bölgesi'nde de benzer bir tablo gözleniyor; imalat sanayi PMI son 4 ayın en düşük seviyesine inerken, bileşik PMI 3 ayın en yüksek seviyesine çıksa da 50 puanın altında kalmaya devam ediyor. Bu durum, Avrupa ekonomisinin genel olarak bir durgunluk içinde olduğunu gösteriyor. Rusya Dışişleri Bakanı'nın Ukrayna ile müzakerelere hazır olduklarını belirtmesi, bölgedeki jeopolitik tansiyonun bir miktar azalabileceğine dair umut verse de, ekonomik zorluklar piyasalar üzerindeki baskıyı sürdürüyor. Bu gelişmelerle birlikte Avrupa borsalarında önemli düşüşler kaydedildi.

Asya piyasaları ise ABD ve Avrupa'daki satış baskısının ardından yeni güne daha sakin bir başlangıç yaptı. Güney Kore'de Kospi endeksindeki toparlanma dikkat çekerken, Hürmüz Boğazı'ndaki tanker trafiğinin normale dönme işaretleri bölge piyasalarındaki risk iştahını artırdı. Japonya Merkez Bankası'nın (BoJ) toplantı tutanaklarında bazı üyelerin ek faiz artırımı yönündeki görüş bildirmesi, Japonya'da faiz beklentilerini gündeme getirdi. Bu gelişmelerle birlikte Japonya'da Nikkei 225 endeksi düşüş gösterirken, Çin ve Hong Kong borsaları yatay seyretti. Güney Kore'de ise Kospi endeksi önemli bir yükseliş kaydetti.

Türkiye'de ise piyasalar, Borsa İstanbul'da yaşanan satış ağırlıklı seansın ardından günü %1,29'luk bir kayıpla tamamladı. Dolar/TL kuru ise bankalararası piyasada yatay bir seyir izledi. Yurt içinde önemli bir veri akışı beklenmezken, yurt dışında Almanya'dan gelecek Ifo iş dünyası güven endeksi, ABD'den ise cari işlemler dengesi ve yeni konut satışları gibi veriler takip edilecek. Analistler, BIST 100 endeksinde 14.400 ve 14.300 puan seviyelerinin destek, 14.700 ve 14.800 puan seviyelerinin ise direnç olarak öne çıktığını belirtiyorlar.

Paylaş

İlgili Haberler