Lübnan'da Finansal Çöküş: Krizin Kökleri 1990'lara Dayanıyor
Lübnan'ı etkisi altına alan ve 2019 yılında halkın bankalara akın etmesine neden olan ekonomik çöküntünün temelleri aslında çok daha eskiye, 1990'lı yıllara dayanıyor. Ülkenin içinde bulunduğu mali çıkmaz, yükselen faiz oranları, dolara olan aşırı bağımlılık ve Merkez Bankası'nın uyguladığı karmaşık finansal stratejiler sonucunda derinleşti. Bankacılık sisteminin çöküşü, halkın banka şubelerine akın etmesiyle daha görünür hale gelse de, bu durumun tohumları otuz yıl öncesine ekilmişti.
1993 yılında Lübnan Merkez Bankası'nın başına Riad Salameh'in geçmesiyle birlikte, Lübnan Lirası'nın Amerikan Doları karşısında sabitlendiği bir ekonomik model benimsendi. Bu sistemde, bankalar yüksek faiz oranları vaadiyle topladıkları mevduatların büyük bir kısmını devlet hazinesine ve Merkez Bankası'na aktarıyordu. Ancak, yeni döviz girişlerinin zamanla yavaşlaması, sistemin ödeme yükümlülüklerini yerine getirmesini imkansız hale getirdi. 2016 yılında uygulanan ve rezervleri yaklaşık 41 milyar dolara çıkaran 'finansal mühendislik' operasyonları, geçici bir rahatlama sağlasa da, aslında yapısal sorunları çözmek yerine erteledi ve bankaların devlet ile Merkez Bankası'na olan bağımlılığını daha da artırdı.
Döviz girişlerindeki daralma 2019 yılında krizin iyice belirginleşmesine yol açtı. Aynı yılın Ekim ayında başlayan ve ülke çapında yankı bulan protestoların ardından bankalar geçici olarak kapılarını kapatmak zorunda kaldı. Yeniden faaliyete başladıklarında ise, hem para çekme hem de uluslararası transferler üzerinde ciddi kısıtlamalar getirildi. Kapsamlı bir sermaye kontrolü yasasının olmaması nedeniyle, vatandaşlar hesaplarındaki parayı görebilmelerine rağmen, bu birikimlerine erişimde büyük zorluklar yaşamaya başladılar. Lübnan Lirası'nın değer kaybetmesiyle birlikte, bu mevduatların reel değeri de hızla erimeye başladı. Mart 2020'de ise hükümet, 1.2 milyar dolarlık Eurobond ödemesini durdurarak, ülkenin tarihinde ilk kez bir devlet borcu temerrüdüne düştüğünü ilan etti. Hazırlanan kurtarma planları, kayıpların nasıl ve kim tarafından karşılanacağı konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle bir türlü hayata geçirilemedi.
Krizin vahameti, 2022 yılına gelindiğinde halkın banka şubelerine zorla girme girişimlerine kadar vardı. Sadece bir hafta içinde, en az yedi kişinin kendi birikimlerini kurtarmak amacıyla banka şubelerini basması, içinde bulunulan çaresizliğin somut bir göstergesi oldu. Eylül 2022'de Sally Hafız isimli bir vatandaşın, kızının tedavi masrafları için bankadan parasını almak üzere bir şubeyi basması, bu dramatik durumun en akılda kalıcı örneklerinden biri olarak kayıtlara geçti. Dünya Bankası, Lübnan'daki ekonomik durumu, 1850'den bu yana yaşanan en ağır küresel krizlerden biri olarak tanımlayarak durumun ciddiyetini vurguladı. Yaklaşık otuz yıl boyunca Merkez Bankası Başkanlığı koltuğunda oturan Riad Salameh, Temmuz 2023'te görevinden ayrıldı. Salameh, zimmete para geçirme, dolandırıcılık ve yasa dışı yollarla zenginleşme gibi ciddi suçlamalarla karşı karşıya kalmış olsa da, onun dönemi sona ermesine rağmen ülkenin ekonomik sorunları devam etti. Lübnan'daki bankacılık krizini yalnızca Salameh'in görev süresine bağlamak, sorunun tam boyutunu anlamak için yeterli değil. Bu krizin ardında, hükümetlerin, Merkez Bankası'nın, ticari bankaların ve siyasi aktörlerin uzun yıllar boyunca uyguladığı finansal politikaların oluşturduğu karmaşık bir yapı yatıyor. Sistem, yeni döviz akışının kesilmesiyle birlikte sürdürülemez bir hale gelirken, en büyük bedeli birikimlerini eriyen mevduat sahipleri ödemek zorunda kaldı.