Manastır Zemini 2200 Yıllık Antik Hazineyi Saklıyormuş
Romanya'da bulunan Dragomirna Manastırı'nın zemini, üzerinde barındırdığı taş levhanın beklenmedik bir şekilde 2200 yıldan daha eski bir tarihe sahip olduğunun anlaşılmasıyla büyük bir arkeolojik sürprizle karşılaştı. Manastırın ana giriş holünde yer alan ve ilk bakışta sıradan bir zemin taşı gibi görünen bu levha, yapılan incelemeler sonucunda Helenistik döneme ait önemli yazılar ve semboller barındıran tarihi bir eser olduğu ortaya çıktı. Levhada ayrıca üç adet defne çelengi figürü de bulunuyor.
Suceava şehrine yakın bir konumda yer alan Dragomirna Manastırı, 1602 ile 1609 yılları arasında Metropolit Anastasius Krymka'nın öncülüğünde inşa edilmiştir. Ancak, zemininde yer alan bu antik levhanın manastıra nasıl ulaştığına dair kesin bilgiler bulunmuyor. Bu gizemli buluntu, tarihçiler ve arkeologlar için önemli bir araştırma konusu haline gelmiş durumda. Levhanın üzerindeki yazıların çözümlenmesi, dönemin sosyal ve idari yapısı hakkında değerli bilgiler sunuyor.
Levhadaki yazıtların ilk çözümlenmesi, 1885 yılında Leipzig'de yayımlanan bir epigrafya dergisinde gerçekleştirildi. Yazıların, Antik Yunanca'nın İyon-Attika lehçesiyle, yani MÖ 3. yüzyıla denk gelen Helenistik döneme ait olduğu belirlendi. Uzmanlar tarafından yapılan analizler, metnin bir tür kararname niteliği taşıdığını gösteriyor. Bu kararname, Yunan şehirlerinin başka kentlerden gelen kişilere tanıdığı onursal bir statü olan 'proxenia' ile ilgili önemli bilgiler içeriyor. Bu, o dönemin şehirlerarası ilişkileri ve misafirperverlik anlayışı hakkında ipuçları veriyor.
Yapılan detaylı incelemeler sonucunda, kararnamenin Nicobulus'un oğlu Epikrates adında bir mimarla ilgili olduğu anlaşıldı. Epikrates'in, gelecekte Konstantinopolis olarak anılacak olan Bizans kentinden geldiği tespit edildi. Ancak, bu özel onursal statünün hangi kent tarafından verildiği, levhanın hasarlı bir bölümünde yer aldığı için net olarak anlaşılamadı. Bu gizem, araştırmacıları farklı senaryolar üzerinde düşünmeye itiyor. Tarihçi D. M. Pipidi, 1950'li ve 1960'lı yıllardaki çalışmalarında, bu kararnamenin İstria veya Tomis gibi antik kentler tarafından çıkarılmış olabileceği ihtimalini dile getirmiştir. Bu bölgelerin tarihi, MÖ 7. ve 6. yüzyıllarda Milet tarafından kurulan yerleşimlere kadar uzanmaktadır.
Kararnamenin mimar Epikrates'e yeni kurulan bir kentte özel bir statü kazandırdığı anlaşılıyor. Epikrates'in bu bölgeye resmi bir görevle gelmiş olabileceği düşünülüyor, fakat gerçekleştirdiği çalışmaların detayları hakkında kesin bilgilere ulaşılamıyor. Bu dönemin, Bizans ve Calatis gibi şehir devletleri arasında Tomis ticaret merkezinin kontrolü üzerine yoğun bir rekabetin yaşandığı bir zaman dilimi olduğu biliniyor. MÖ 3. yüzyılda İstria da bu rekabete dahil olmuştu. Bu karmaşık siyasi ortamda Epikrates'in bölgeye gelerek hasar görmüş yapıların onarımında görev almış olabileceği yönünde tahminler yürütülüyor.
Yaklaşık 2200 yıl öncesine ait olduğu belirlenen bu değerli levhanın Dragomirna Manastırı'na nasıl getirildiği hala tam olarak aydınlatılamamış bir muamma. Ortaya atılan ihtimallerden biri, taşın Dobruca bölgesinden Moldova'ya seyahat eden keşişler veya tüccarlar tarafından taşınmış olabileceğidir. Bir diğer olasılığa göre ise levhanın önce Braila veya Galati gibi liman kentlerine, oradan da Suceava'ya ulaştığı düşünülüyor. Manastırın inşaat sürecinde, üzerindeki dikkat çekici yazılar ve semboller nedeniyle fark edilen taşın, daha sonra ana giriş holünün zemini için seçilip yerleştirildiği sanılıyor. Bu durum, dönemin yapı malzemelerinin seçimi ve yeniden kullanımı hakkında da fikir veriyor.