Mardin Pazarlarında Hayat Pahalılığı: Esnaf ve Vatandaşlar Geçim Sıkıntısını Anlatıyor
Mardin'in yerel pazarlarında yaşam, giderek artan ekonomik zorluklar nedeniyle zorlu bir mücadeleye dönüştü. Esnaf ve vatandaşlar, hayat pahalılığının pençesinde geçimlerini sağlamakta büyük güçlük çekiyor. Özellikle en yüksek banknot olan 200 TL'nin bile tek başına bir kilo et almaya yetmemesi, durumu gözler önüne seriyor. Vatandaşlar, alım güçlerinin ciddi şekilde düştüğünü belirterek, bu duruma isyan ediyor. Pazarcı esnafı ise artan maliyetler ve azalan talep karşısında ürünlerini satmakta zorlandıklarını, tezgahların eskisi gibi dolup boşalmadığını ifade ediyor.
Pazarda 11 yıldır esnaflık yapan Mert Solak, geçmiş yıllara kıyasla ekonomik durumda yaşanan çarpıcı değişime dikkat çekiyor. Solak, eskiden günde iki kamyon dolusu mal sattığını, ancak şimdilerde yarım kamyon malı bile bitiremediğini belirtiyor. Fiyatların oldukça yükseldiğini ve halkın alım gücünün kalmadığını vurgulayan Solak, insanların artık düşünerek alışveriş yaptığını söylüyor. Eskiden 3-4 kilo ürün alan müşterilerin şimdi tane tane alışveriş yaptığını dile getiren Solak, bazı vatandaşların pazar poşetini doldurup bütçelerinin yetmediği gerekçesiyle boşalttığına da şahit olduğunu anlatıyor. Bu durum karşısında hem esnafın hem de vatandaşın çaresiz kaldığını ifade eden Solak, gelecek için endişeli.
Fiyatların ulaştığı boyutları çarpıcı örneklerle anlatan bir diğer esnaf Cemal Atay, gelinen noktada bir karpuzun 500-600 liraya, bir kavunun 300-400 liraya, bir kova yoğurdun ise 500-600 liraya satıldığını dile getirerek, patates gibi temel bir ürünün kilosunun 40 liraya ulaştığı bir ülkede yaşamın nasıl sürdürüleceğini sorguluyor. Atay, halkın akşam olmasını, eksiklerini giderebileceği daha uygun fiyatlı ürünlerin gelmesini beklediğini belirtiyor. En büyük banknot olan 200 TL'den beş tanesiyle, yani bin lirayla bile bir kilo et alınamadığına dikkat çeken Atay, bu ekonomik koşullarda neyin tartışılabileceğini anlamakta güçlük çektiğini ifade ediyor.
Kadın esnaf ise emeklilerin durumuna özel bir vurgu yaparak, durumun vahametini gözler önüne seriyor. Emekli maaşlarının (20 bin lira) hayatta kalmaya yetmediğini, emeklilerin temel ihtiyaçlarını bile karşılayamaz hale geldiğini söylüyor. Çocuklarını evlendiremeyen, onlara bir harçlık veremeyen, giyim ve gıda ihtiyaçlarını karşılayamayan vatandaşların perişan durumda olduğunu belirtiyor. Ülkeyi yönetenlerin bu durumu görmesi gerektiğini vurgulayan esnaf, kendilerinin dilenci durumuna düştüğünü ifade ediyor. Evlere bir şey götüremediklerini, ülkeyi yönetenlerin bir ay boyunca kendileri gibi yaşayarak bu ekonomik zorlukları deneyimlemelerini istiyor. Tüm ülkenin ve özellikle emeklilerin büyük bir mağduriyet yaşadığını, pazarlara inip halkın durumuna bakmaları gerektiğini ekliyor. Emeklilerin pazarda çürük ürünleri toplamak zorunda kaldığını, herkes gibi onların da istekleri olduğunu ancak alım güçlerinin olmadığını belirtiyor.
Pazara ancak kısıtlı bir bütçeyle gelebildiğini söyleyen bir vatandaş ise, evine istediği her şeyi alamadığını, bu durumun birçok insan için geçerli olduğunu dile getiriyor. Ailelerin evlerini tam olarak dolduramadığını, insanların büyük mağduriyet yaşadığını vurguluyor. Eskiden ucuz olması gereken ürünlerin bile pahalılaştığını, domates, salatalık, meyve gibi temel gıda maddelerine ulaşımın zorlaştığını belirtiyor. Kendisinin de kalabalık bir aileye sahip olduğunu ancak her şeyden azar azar alarak idare etmeye çalıştığını anlatıyor. Eşinin evde tek çalışan kişi olduğunu, süt, peynir, pazar masrafları ve deterjan gibi temel ihtiyaçların bile karşılanmasının zorlaştığını, bazı insanların çocuklarına götürecek bir lokma bile bulamadığını ekliyor.