Marmara Depremi Gerçeği: Uzmanlar En Kötü Senaryoya Göre Hazırlık Yapılmalı Dedi
Marmara Denizi'nde meydana gelen ve gelecekteki olası büyük sarsıntıların potansiyeli üzerine yapılan değerlendirmeler, bilim dünyasında önemli bir tartışma konusunu gündeme getiriyor. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Geomatik Mühendisliği Bölümü'nden Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu, bölgedeki sismik aktivitelerin incelenmesiyle elde edilen bulguların, hazırlıkların en olumsuz senaryoya göre şekillendirilmesi gerektiğini ortaya koyduğunu belirtti. Yer bilimleri alanındaki tahminlerin doğası gereği bir hata payı barındırdığını hatırlatan Prof. Dr. Kutoğlu, deprem büyüklükleri üzerindeki süregelen tartışmaların, toplumda ve ilgili karar mekanizmalarında gereksiz bir rahatlamaya ve hazırlıksızlığa yol açmaması gerektiği konusunda uyarılarda bulundu.
Prof. Dr. Kutoğlu, özellikle deprem hazırlık süreçlerinde en kötü olasılığın temel alınmasının hayati önem taşıdığına dikkat çekti. Tahmin edilen deprem büyüklüklerinin gerçekçi bir şekilde küçük gösterilmesinin, hem yetkililer hem de halk nezdinde bir rehavet ve umursamazlık hali yaratma riski taşıdığını ifade etti. Bu durumu somutlaştırmak adına, yakın geçmişte yaşanan büyük depremleri örnek gösterdi. 6 Şubat 2023'te Türkiye'yi sarsan depremler ve 2011 yılında Japonya'da meydana gelen Tohoku depreminde, yapılan ön tahminlerin çok üzerinde büyüklüklerde sarsıntılarla karşılaşıldığını hatırlattı. Bu tecrübeler ışığında, İstanbul ve tüm Marmara Bölgesi için olası bir deprem hazırlığının, en az 7.5 büyüklüğünde bir depreme karşı planlanması ve güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Alman Yer Bilimleri Merkezi'nin Marmara Denizi'nin sismik aktivitesi üzerine yürüttüğü son araştırmaların bulgularına da değinen Prof. Dr. Kutoğlu, bölgedeki depremlerin belirgin bir şekilde batıdan doğuya doğru bir enerji akışı izlediği yönündeki tespitlerini paylaştı. Bu enerji transferinin, 2011 ve 2012 yıllarında yaşanan sarsıntıların yanı sıra, yakın zamanda Kumburgaz açıklarında meydana gelen hareketlilikle de gözlemlendiğini belirtti. Kutoğlu'na göre, batıdan doğuya doğru ilerleyen bu enerji birikiminin, Marmara Denizi'ndeki kritik fay hatlarından birinde birikmesi durumunda, 7 büyüklüğünün üzerinde yıkıcı bir deprem meydana getirme potansiyeli taşıyor. Bu durum, bölgedeki fay hatlarının karmaşık yapısı ve enerji transfer mekanizmalarının dikkatle incelenmesini gerektiriyor.
Kendi geliştirdiği özel yazılımlar aracılığıyla olası bir büyük depremin etki alanlarını ve haritalanmasını gerçekleştiren Prof. Dr. Kutoğlu, 7.4 ile 7.5 büyüklüğündeki bir sarsıntının, etkilerinin oldukça geniş bir alana yayılacağını öngörüyor. Bu senaryoya göre, depremin İzmir'den başlayıp İç Anadolu Bölgesi'ne kadar olan geniş bir coğrafyada hafif düzeyde hissedileceği tahmin ediliyor. Ancak en kritik riskin ve en yoğun hasarın beklendiği bölgeler ise İstanbul'un Marmara Denizi'ne komşu olan kıyı şeridi olarak belirleniyor. Bununla birlikte, zemin yapısının elverişsiz olduğu Marmara'nın güney kıyılarındaki yerleşim alanlarında da yüksek sarsıntı şiddeti ve buna bağlı hasar riskinin ön planda olacağı öngörülüyor. Bu detaylı analizler, bölge halkını ve yöneticileri acil önlem almaya davet ediyor.