Marmara'da Mikro Depremler ve İstanbul'u Bekleyen Tehlike: Uzman Görüşleri
Gündem

Marmara'da Mikro Depremler ve İstanbul'u Bekleyen Tehlike: Uzman Görüşleri

4

Marmara Denizi'nde son dönemde artış gösteren mikro deprem hareketliliği, uzmanlar arasında önemli tartışmalara yol açtı. Jeoloji mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, bu sismik aktivitenin altında yatan nedenleri ve İstanbul için taşıdığı potansiyel riskleri detaylı bir şekilde analiz etti. Bektaş, özellikle Orta Marmara bölgesindeki fayların durumu ve olası bir büyük deprem senaryosu üzerine çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Gülinay Selçuk'un sunduğu bir televizyon programında konuşan Prof. Dr. Bektaş, son iki ay içerisinde Türkiye Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) verilerine göre Orta Marmara'da 7 ila 8 civarında mikro depremin kaydedildiğini belirtti. Bu durumun, İstanbul'un deprem gerçeğini bir kez daha gözler önüne serdiğini vurgulayan Bektaş, bu hareketliliğin iki temel şekilde yorumlanabileceğini ifade etti. İlk olasılık, fay hattının yavaş bir şekilde hareket ederek biriken enerjiyi kontrollü bir şekilde boşaltması. Bu mikro depremlerin bu doğal ve nispeten daha az riskli sürecin bir parçası olabileceği düşünülüyor. Ancak Bektaş'ın asıl endişe duyduğu ikinci olasılık ise, fayın kilitlenmiş bir bölümünün zamanla kırılmaya başlaması. Bu durumun, beklenenden daha büyük ve ani bir sismik olaya yol açma potansiyeli taşıdığı belirtildi.

Bektaş, önümüzdeki 3 ila 7 günlük zaman diliminde bölgedeki sismik aktivitenin yakından takip edilmesi gerektiği konusunda uyarılarda bulundu. Uzman görüşüne göre, eğer bu süre zarfında artış gösteren mikro depremlerin büyüklüğü 3 ila 3.2'den başlayıp zamanla 4-5 seviyelerine doğru evrilirse, bu durumun ciddiye alınması ve olası bir büyük İstanbul depremi veya öncesinde daha büyük bir deprem beklentisiyle hareket edilmesi gerektiğini söyledi. Bu tür bir gelişmenin, bölge halkı için ciddi bir endişe kaynağı olacağını belirtti. Bektaş, 1999 Gölcük depremi sonrasında bölgeye aktarılan stresin, hem doğuya İstanbul yönüne hem de batıya doğru yayıldığını hatırlattı. Batıda 1912'de kırılan fay bölgesinin varlığına dikkat çeken Bektaş, bu stresin İstanbul'a doğru ilerlemesi ancak Orta Marmara Çukuru'nda duraklaması gibi mevcut durumu da değerlendirdi.

Mevcut sismik veriler ve deprem parametreleri ışığında, Bektaş, beklenen büyük depremin büyüklüğünün 7.4 yerine 7'nin altında olma ihtimalinin daha yüksek olduğunu öngördüğünü dile getirdi. Ancak bu öngörünün rehavete yol açmaması gerektiğini ısrarla vurguladı. İstanbul gibi devasa bir metropolün, nüfus yoğunluğu ve ekonomik önemi göz önüne alındığında, en kötü senaryoya göre, yani 7'den daha büyük bir depreme hazırlıklı olması gerektiğini belirtti. Kendi kişisel değerlendirmesinin, güncel uluslararası bilimsel yayınlar doğrultusunda, İstanbul'u tehdit edebilecek depremin büyüklüğünün 1935 Marmara Adası, 1963 Adalar ve 2025 Silivri depremleri gibi 6'nın üzerinde ancak 7'nin altında kalma olasılığının daha yüksek olduğu yönünde olduğunu ekledi. Son olarak, bu tür bilimsel senaryoların farklılık gösterebileceğini, 1999 depremi öncesi senaryoların güncelliğini yitirdiğini ve yeni uluslararası bulgulara dayanan senaryoların üretilmesi gerektiğini ifade etti. Hangi senaryo gerçekleşirse gerçekleşsin, İstanbul'un hiçbir zaman riske atılmaması ve depreme karşı en üst düzeyde hazırlıklı tutulmasının hayati önem taşıdığını sözlerine ekledi. Bu kapsamda, yapı stokunun hızla kentsel dönüşümle yenilenmesi ve deprem hazırlıklarının aralıksız sürdürülmesi gerektiğini belirtti.

Paylaş

İlgili Haberler