Merkez Bankaları Haftası: Fed Kararı Piyasaları Şekillendirecek
Küresel finans piyasaları, geçtiğimiz haftayı Orta Doğu'daki jeopolitik gerilimler, Amerika Birleşik Devletleri'nden gelen yüksek enflasyon rakamları ve teknoloji devi SpaceX'in borsadaki dikkat çekici halka arzıyla tamamladı. Yeni haftanın ana gündem maddesi ise başta ABD Merkez Bankası (Fed) olmak üzere önde gelen merkez bankalarının alacağı faiz kararları olacak. Bu kararlar, küresel piyasalardaki mevcut dengeyi önemli ölçüde etkileme potansiyeli taşıyor.
Geçen hafta boyunca küresel pay piyasalarında fiyatlamalara yön veren ana unsurlardan biri, Orta Doğu'daki tansiyonun zaman zaman yükselmesiydi. Haftanın ortasında ABD Başkanı'nın İran ile bir anlaşmaya varıldığına ve bunun yakın zamanda imzalanacağına dair yaptığı açıklamalar, piyasalarda kısa süreli bir iyimserlik dalgası yaratarak risk iştahını artırdı. Ancak, geçmiş tecrübelerden ders çıkaran yatırımcıların bir kısmı, somut sonuçlar görene kadar temkinli yaklaşmayı tercih etti. Bu jeopolitik gelişmelerin makroekonomik etkileri de ABD verilerine yansıdı. Ülkede yıllık enflasyon oranı, Nisan 2023'ten bu yana görülen en yüksek seviye olan yüzde 4,2'ye ulaştı. Bu durum, güçlü istihdam rakamlarıyla birleşince, yıl sonuna kadar en az bir faiz artışı beklentilerini güçlendirmişti. Ancak Başkan'ın Orta Doğu'da barışın yakın olabileceğine dair sözleri, bu faiz artışı ihtimalini bir miktar zayıflattı. Para piyasalarındaki beklentiler, Fed'in Aralık ayındaki toplantısında politika faizini %77 olasılıkla 25 baz puan artıracağı yönünde şekilleniyor.
Önümüzdeki hafta piyasaların odak noktası, hem Orta Doğu'daki gelişmeler hem de yeni Fed Başkanı Kevin Warsh'ın başkanlığındaki ilk toplantıdan çıkacak para politikası kararları olacak. Bankanın faiz oranını değiştirmemesi beklenmekle birlikte, Warsh'ın toplantı sonrası yapacağı açıklamalardaki dil ve verilecek mesajlar büyük önem taşıyacak. Analistler, para politikası metninde ve Warsh'ın basın toplantısındaki sözlerinde geleceğe yönelik politika sinyallerinin aranacağını ve bu sinyallerin piyasalarda oynaklığı artırabileceğini belirtiyor. Öte yandan, Elon Musk'ın uzay şirketi SpaceX'in hisse başına 135 dolardan halka arz edilmesinin ardından Nasdaq borsasında 150 dolardan işlem görmeye başlaması ve gün içinde 176,52 dolara kadar yükselmesi dikkat çekti. Şirket hisseleri, günü %19,2'lik bir artışla 160,95 dolardan kapattı. SpaceX'in bu başarılı halka arzının, diğer büyük teknoloji şirketlerinin de benzer adımlar atması için bir teşvik unsuru olabileceği değerlendiriliyor.
Yapay zeka alanındaki gelişmeler ve teknoloji hisselerine olan ilginin devam etmesine rağmen, son kullanıcıların bu hizmetleri pahalı bulduğuna dair analizler, şirketlerin değerlemeleri üzerindeki endişeleri yeniden gündeme getirdi. Bu durum, yatırımcıları bir miktar daha ihtiyatlı olmaya yönlendiren bir faktör olarak öne çıkıyor ve yapay zeka sektöründeki fiyat-maliyet tartışmalarının bir süre daha gündemde kalması bekleniyor. Bu gelişmeler paralelinde, ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi geçen haftaya göre yaklaşık 5 baz puan düşerek %4,49 seviyesine inerken, dolar endeksi de haftalık bazda %0,3'lük bir düşüşle 99,7'ye geriledi. Enflasyonist baskılar ve güçlü istihdam verilerinin faiz indirimlerini erteleme ihtimali, altının onsunun haftalık bazda %2,6 değer kaybederek 4.217 dolara inmesine neden oldu. Benzer şekilde, Orta Doğu'daki gerilimlerin sona ereceği beklentisiyle Brent petrolün varil fiyatı da %6,5'lik bir düşüşle 86,1 dolara kadar geriledi.
Amerika kıtasında New York borsası haftayı pozitif bir seyirle kapattı. S&P 500 endeksi haftalık bazda %0,65, Nasdaq endeksi %2,34 ve Dow Jones endeksi %0,66 oranında yükseliş gösterdi. Makroekonomik veriler açısından bakıldığında, ABD'de üretici enflasyonu mayıs ayında beklentileri aşarak aylık bazda %1,1, yıllık bazda ise %6,5'lik bir artış kaydetti. Bu artışta enerji maliyetlerindeki yükselişin önemli rol oynadığı gözlemlendi. Tüketici enflasyon beklentileri haziran ayında bir miktar gerileyerek %4,6'ya düşse de, Orta Doğu'daki çatışmalar başlamadan önceki seviyenin üzerinde kalmaya devam etti. Ülkenin dış ticaret açığı nisanda %1,2'lik bir azalışla 55,9 milyar dolara gerileyerek piyasa beklentilerinin altında kaldı. Gelecek hafta yurt içinde sanayi üretimi, New York Fed sanayi endeksi ve kapasite kullanımı verileri açıklanacak. Salı günü konut başlangıçları ve inşaat izinleri, çarşamba günü ise Fed faiz kararı ve Fed Başkanı Warsh'ın açıklamaları yakından izlenecek. Perşembe günü haftalık işsizlik maaşı başvuruları ve Philadelphia Fed imalat endeksi verileri takip edilecek. Haftanın son işlem günü olan cuma günü ise ABD piyasaları tatil nedeniyle kapalı olacak.
Avrupa borsaları, geçtiğimiz haftayı Almanya hariç genel olarak alıcılı bir seyirle tamamladı. Yeni haftada ise İngiltere Merkez Bankası'nın (BoE) faiz kararı ve Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde'ın yapacağı açıklamalar piyasaların ana gündem maddeleri arasında yer alacak. Geçtiğimiz hafta ECB, 21 toplantının ardından ilk kez faiz artırımına giderek politika faiz oranlarını 25 baz puan yükseltti. Lagarde, Orta Doğu'daki artan savaşın küresel piyasalarda ciddi enflasyonist baskılar oluşturduğunu ve bu faiz artışının savaşın doğrudan bir sonucu olduğunu belirtti. Toplantı sonrası açıklamalarda bulunan Lagarde, Orta Doğu'daki çatışmaların ekonomik faaliyetleri olumsuz etkilediğini ve öncü anketlerin özellikle hizmet sektöründe bir yavaşlamaya işaret ettiğini vurguladı. İmalat sektörünün ise tedarik zinciri sorunlarına rağmen şirketlerin stoklarını artırması ve savunma harcamalarındaki yükseliş sayesinde şimdilik direnç gösterdiği ifade edildi. Bölgede artan 'stagflasyon' endişeleri doğrultusunda, önümüzdeki hafta açıklanacak sanayi üretimi ve mayıs ayı nihai enflasyon verileri yatırımcıların dikkatini çekecek. Almanya'da fabrika siparişleri, Orta Doğu'daki çatışmaların yarattığı küresel belirsizlik ve talep daralması nedeniyle nisan ayında beklentilerin neredeyse iki katı hızla geriledi. Bu durum, Almanya ekonomisinin ikinci çeyrekte daralma yaşayabileceği tahminlerini güçlendiriyor. Özellikle otomotiv sektöründeki zorluklar ön plana çıkıyor. Euro Bölgesi'nde yatırımcı güven endeksi ise haziran ayında art arda ikinci ay yükselişini sürdürdü. Bu gelişmeler ışığında, geçen hafta İngiltere'de FTSE 100 endeksi %1,01, Fransa'da CAC 40 endeksi %1,61, İtalya'da MIB 30 endeksi %3,22 artış gösterirken, Almanya'da DAX endeksi %0,55'lik bir düşüş kaydetti. Önümüzdeki hafta pazartesi günü ECB Başkanı Lagarde'ın konuşması, Euro Bölgesi'nde sanayi üretimi verileri takip edilecek. Salı günü Almanya'da Zew beklenti endeksi açıklanacak. Çarşamba günü Euro Bölgesi ve İngiltere'de enflasyon verileri, perşembe günü ise BoE faiz kararı ve ILO işsizlik oranı verileri piyasaların gündeminde olacak. Cuma günü Almanya'da üretici fiyat endeksi (ÜFE) verileri açıklanacak.
Asya borsaları, geçtiğimiz haftayı Çin hariç genel olarak satıcılı bir seyirle tamamladı. Önümüzdeki hafta ise Japonya Merkez Bankası'nın (BoJ) 1995 yılından bu yana ilk kez politika faizini %1'e yükseltmesi bekleniyor. Bölgede teknoloji odaklı hisselerde çift yönlü dalgalanmalar gözlemlendi. Japonya ve Çin'de açıklanan enflasyon verileri de fiyatlamalar üzerinde etkili oldu. Çin'de yıllık enflasyon mayıs ayında %1,2, çekirdek enflasyon ise %1,1 ile beklentilerin altında kaldı. Üretici enflasyonu %3,9 ile öngörülere paralel gerçekleşse de, önceki aya göre hızlanma gösterdi. Japonya'da ise üretici fiyatları beklentilerin üzerinde artışını sürdürdü. Ülkede ÜFE, mayıs ayında aylık %0,9, yıllık %6,3 artarak tahminleri aştı. Analistler, Asya'nın en büyük iki ekonomisinde enflasyon ve deflasyon risklerinin devam ettiğini belirtiyor. Japonya'da enflasyonun beklentileri aşmasının, yıl sonuna kadar iki faiz artışı öngörülen BoJ'u daha sıkı para politikası adımları atmaya zorlayabileceği ifade ediliyor. Çin'de deflasyon risklerinin, Orta Doğu'daki gerilimlerin etkisiyle yükselen enerji maliyetleri nedeniyle teknik olarak azaldığı ancak güçlü bir talep kaynaklı olmamasının sağlıklı bir görünüm sunmadığı belirtiliyor. Ülkede mayıs ayında ihracat %19,4, ithalat ise %27,4 artarken, dış ticaret dengesi 105,4 milyar dolar fazla verdi. Bu verilerin olumlu gelmesinde, Çin'in ABD/İsrail-İran Savaşı'nın başlamasının ardından alternatif pazarlar bulmasının etkili olduğu düşünülüyor. Buna rağmen, iç talepteki zayıflık devam ediyor. Bu gelişmelerle birlikte, haftalık bazda Çin'de Şanghay bileşik endeksi %0,09 artış gösterirken, Güney Kore'de Kospi endeksi %0,45, Hong Kong'da Hang Seng endeksi %0,98 ve Japonya'da Nikkei 225 endeksi %0,85 düştü. Önümüzdeki hafta salı günü Japonya'da BoJ'un faiz kararı, Çin'de sanayi üretimi ve perakende satışlar açıklanacak. Çarşamba günü Japonya'da dış ticaret dengesi, cuma günü ise Japonya'da enflasyon verileri takip edilecek. Cuma günü Çin piyasaları tatil nedeniyle kapalı olacak.
Yurt içinde ise Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi haftalık bazda %1,78'lik bir artışla 13.938,48 puandan haftayı tamamladı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını %37'de sabit tuttu. Kurul, açıklamasında, "Yılın ilk aylarındaki yükselişinin ardından enerji fiyatlarının da etkisiyle nisan ayında artan enflasyonun ana eğilimi, mayıs ayında bir miktar gerilemiştir." ifadesine yer verdi. Türkiye'nin cari işlemler hesabı nisan ayında 5 milyar 695 milyon dolar açık verirken, altın ve enerji hariç cari işlemler hesabı 319 milyon dolar fazla verdi. Bu dönemde, ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı 6 milyar 819 milyon dolar olarak kaydedildi. Yıllıklandırılmış verilere göre cari açık, Eylül 2025 döneminden sonra ilk defa düşüş göstererek nisanda yaklaşık 37 milyar dolara geriledi. Dolar/TL kuru ise haftayı önceki haftalık kapanışın %0,5 üzerinde 46,2690 seviyesinden tamamladı. Gelecek hafta yurt içinde pazartesi günü sanayi üretimi ve bütçe dengesi verileri açıklanacak. Salı günü konut fiyat endeksi, perşembe günü konut satışları, cuma günü ise reel kesim güven endeksi ve kapasite kullanımı verileri takip edilecek.