Milli Eğitim Bakanı'nın 'Kurtuluş Savaşı' Açıklaması Tarihçileri Ayağa Kaldırdı
Gündem

Milli Eğitim Bakanı'nın 'Kurtuluş Savaşı' Açıklaması Tarihçileri Ayağa Kaldırdı

7

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in, yeni müfredat kapsamında 'Kurtuluş Savaşı' ifadesinin yerine 'Milli Mücadele' teriminin kullanılacağı yönündeki açıklaması, eğitim camiasında ve tarihçiler arasında büyük yankı uyandırdı. Bakan Tekin, bu değişikliğin gerekçesini, 'Neyden kurtuluyoruz? Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı. 'Milli Mücadele' demek daha doğru' şeklinde açıkladı. Ancak bu sözler, Türkiye'nin yakın tarihine ışık tutan birçok akademisyen ve uzman tarafından sert bir dille eleştirildi.

Tarihçiler, 'Kurtuluş Savaşı' teriminin bizzat Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk tarafından kullanıldığını ve bu ismin, ülkenin emperyalist işgal güçlerine karşı verdiği bağımsızlık mücadelesinin en doğru ve en güçlü ifadesi olduğunu vurguladılar. Emekli Tuğgeneral ve tarihçi Naim Babüroğlu, 12 Ocak 1926 tarihli bir Başbakanlık yazısında Anadolu'daki istiklal mücadelesine 'İstiklal Harbi' adının verilmesinin uygun görüldüğünü hatırlattı. Babüroğlu, ayrıca Mustafa Kemal Atatürk'ün 29 Ekim 1933'te okuduğu 10. Yıl Nutku'nda açıkça 'Kurtuluş Savaşı' ifadesini kullandığını belirtti. Bu terimin değiştirilmesinin, o dönemin ruhunu ve mücadelenin niteliğini inkâr anlamına geleceğini savundu.

Babüroğlu, 'İstiklal Savaşı ya da Kurtuluş Savaşı'na Milli Mücadele derseniz, savaş tarihini inkar etmiş olursunuz. İstiklal Savaşı/Kurtuluş Savaşı başta İngiltere, Yunanistan olmak üzere işgalci ülkelere karşı verilmiştir. Kurtuluş Savaşı, dünyadaki en meşru, en haklı, en kutsal savaşlardan biridir. Emperyalizmin ve işbirlikçilerinin hayallerini yerle bir eden Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın ve vatandan başka sevgili bilmeyen o kahramanların eseridir. Kahramanlar, dünyanın en meşru, en haklı ve en kutsal savaşlarından biri olan bu mücadeleye, İstiklal Savaşı adını verirler. Tarihi anlatanlar ve yazanlar, tarihi yapanlara sadık kalmak zorundadır. Milli Mücadele değil, İstiklal Savaşı’dır. Kahramanların ve vatanı kanlarıyla yeşertenlerin ruhu incitilemez. Mazlum ulusların kurtuluş mücadelesinin meşalesi olan İstiklal Savaşı’na saygı duyulmalıdır' şeklinde konuştu. Dönemin Başbakanı İsmet İnönü'nün de Genelkurmay Başkanlığı'na gönderdiği resmi bir yazıyla, savaşın 'İstiklal Harbi' olarak adlandırılmasını istediği ve bu yazının Meclis arşivlerine girdiği de vurgulandı.

Tarihçiler ve kamuoyundan gelen tepkilerde, 'Neyden kurtulduk?' sorusuna net yanıtlar verildi. Bu toprakların, emperyalist işgal güçlerinin zulmünden, Yunanistan, İngiltere, Fransa ve İtalya gibi devletlerin Anadolu'yu işgal etme girişimlerinden kurtulduğu belirtildi. İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Burak Dalgın, Yunan Sofoklis Venizelos'un Osmanlı Türbesi'ndeki provokasyonuna ve Halife Abdülmecid Efendi'ye kesilen trafik cezasına atıfta bulunarak, işgalci devletlerin eylemlerine dikkat çekti. Gazeteci Fatih Altaylı, Kurtuluş Savaşı'nın Osmanlı'ya karşı değil, ülkeyi işgal eden yabancı ordulara karşı yapıldığını hatırlatarak, 'Kurtuluş Savaşı'na 'Milli Mücadele' denilmesinin, 'Osmanlı'yı milli görmüyor musunuz?' sorusunu akla getireceğini ifade etti. Eğitim-İş sendikası, bu değişikliğin 'kurtuluş' kavramını ve 'kurtarıcı' figürünü görünmez kılma çabası olup olmadığını sorguladı. Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı Hüsnü Bozkurt ise, kelime oyunlarıyla tarihin çarpıtılmaya çalışıldığını belirterek, öğrencilerin bilimsel bilgiyle donatılmasının önemine vurgu yaptı.

Paylaş

İlgili Haberler