Nasuh Mahruki'nin Tutuklanması ve Soyadının Ardındaki Acı Miras
Türkiye'nin tanınmış dağcılarından ve Arama Kurtarma Derneği (AKUT) Vakfı'nın kurucularından Nasuh Mahruki, son günlerde kamuoyunun dikkatini çeken bir gelişmeyle yeniden gündeme geldi. Mahruki, 15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili yaptığı bir açıklama nedeniyle İstanbul'da gözaltına alındıktan sonra tutuklanarak Silivri Cezaevine gönderildi. Güney Afrika'da ailesiyle birlikteyken Türkiye'ye dönen Mahruki, havalimanından evine geçtiği sırada operasyonla gözaltına alındı. Bu gelişme, Mahruki'nin kamuoyundaki bilinen kimliği ve yürüttüğü faaliyetler göz önüne alındığında şaşkınlık yarattı.
Mahruki'nin avukatı Şehmus Tekik, müvekkilinin gözaltına alınma süreci ve ifadesi hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Tekik, Nasuh Mahruki'nin savcılık ifadesinde, 15 Temmuz darbe girişiminin ABD tarafından planlandığı yönündeki düşüncesini belirttiğini ve bu girişimin Türkiye'deki başkanlık sistemine geçiş sürecini hızlandırmak amacıyla yapıldığına inandığını dile getirdiğini aktardı. Avukat Tekik, müvekkilinin kesinlikle '15 Temmuz bir tiyatroydu' gibi bir ifade kullanmadığını vurguladı. Ancak soruşturma makamlarının, Mahruki'nin bu beyanını, sarf etmediği bir sözü ima ettiği şeklinde yorumlayarak tutuklama kararına gerekçe gösterdiğini belirtti. Bu durum, hukuki süreçte bir yorum farklılığının söz konusu olduğunu ortaya koydu.
Nasuh Mahruki'nin tutuklanma haberi, sosyal medyada da geniş yankı buldu. Bu süreçte Mahruki'nin soyadı üzerinden yürütülen bazı tartışmalar ve hedef gösterici paylaşımlar, aileyi derinden üzdü. Mahruki'nin kendisi de bu duruma tepki göstererek, soyadından dolayı Ermeni veya Yahudi kökenli olduğuna dair yapılan asılsız iddialara karşı çıktı. Kendisinin Osmanlı Devleti'nin önemli denizcilerinden Şehit Kaptan-ı Derya Nasuhzade Ali Paşa'nın torunu olduğunu belirten Mahruki, köklerinin Osmanlı mirasına dayandığını ifade etti. Milli Güvenlik Akademisi mezunu olduğunu ve hiçbir siyasi partiyle organik bir bağı bulunmadığını dile getiren Mahruki, tek bağlılığının Türk milletine ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu değerlerine olduğunu vurguladı. Hayatını daima bu ülkeye ve insanına hizmet etmeye adadığını sözlerine ekledi.
Mahruki soyadının kökeni incelendiğinde, ailenin tarihi bağları daha da belirginleşiyor. Soyadı, Osmanlı İmparatorluğu döneminde II. Mahmut'un Kaptan-ı Deryası olarak görev yapmış olan Nasuhzade Ali Paşa'dan miras kalıyor. Ali Paşa, 1822 yılında Sakız Adası'nda yaşanan isyanı bastırmakla görevlendirilmişti. Ancak görevi sırasında, bir Yunan denizcinin amiral gemisine düzenlediği bombalı saldırı sonucu, askerleriyle birlikte yanarak hayatını kaybetmiş ve şehit düşmüştü. Bu trajik olayın ardından, Arapça'da 'yanık' veya 'yanmış' anlamına gelen 'mahruk' kelimesi, ailenin bir lakabı olarak kullanılmaya başlandı. Zamanla, soyadı kanununun yürürlüğe girmesiyle birlikte bu lakap, resmi soyadı olarak 'Mahruki' şeklinde kayıtlara geçti. Bu tarihi arka plan, Mahruki soyadının ardında yatan acı dolu bir mirası ve ailenin vatan savunmasındaki fedakarlığını gözler önüne seriyor.