Nazi Tehdidinden Saklanan 4 Milyar Dolarlık Altın Koleksiyonu Müzayedede
Dünya

Nazi Tehdidinden Saklanan 4 Milyar Dolarlık Altın Koleksiyonu Müzayedede

7

İkinci Dünya Savaşı'nın gölgesinde, Nazi tehdidinden kaçmak amacıyla titizlikle toprağa gömülmüş devasa bir tarihi hazine, yarım asırlık uykusundan uyandırılarak dünya kamuoyunun dikkatine sunuldu. Yaklaşık 15 bin adet nadide altından oluşan ve 'Gezgin Koleksiyonu' olarak bilinen bu eşsiz birikim, İsviçre'de gerçekleştirilen görkemli bir açık artırmada koleksiyonerlerle buluştu. Müzayede süreci devam ederken, koleksiyonun toplam değerinin 100 milyon doları, yani güncel kurla yaklaşık 4 milyar 826 milyon lirayı aşması bekleniyor. Bu olağanüstü koleksiyon, sadece maddi değerinin ötesinde, tarihi bir dönemin sessiz tanığı olarak da büyük önem taşıyor.

1920'li yılların sonu ve 1930'lu yılların başında, kimliği gizli tutulan Avrupalı bir koleksiyoner tarafından büyük bir titizlikle bir araya getirilen bu koleksiyon, 100'den fazla farklı coğrafyadan gelen yaklaşık 15 bin tarihi sikkeyi barındırıyor. Koleksiyoner, 1929 küresel ekonomik buhranının ardından külçe altın ve ender bulunan sikkeleri toplama tutkusunu beslemişti. Ancak 1930'ların sonlarına doğru Avrupa'da artan Nazi baskısı ve savaş tehlikesi, koleksiyonerin bu değerli varlıkları sınır ötesine taşımak yerine, onları güvende tutmak adına sıra dışı bir yönteme başvurmasına neden oldu. Puro kutuları ve özel kağıt zarflara dikkatlice yerleştirilen sikkeler, ardından metal sandıklara mühürlenerek, koleksiyonerin sahip olduğu arazinin derinliklerine, toprağın altına gömüldü.

Koleksiyonerin savaş yıllarında geçirdiği bir rahatsızlık sonucu hayatını kaybetmesiyle birlikte, bu gizli hazinenin yeri uzun yıllar boyunca sır olarak kaldı. Ancak, koleksiyonerin vefatından sonra, ailesi, koleksiyonerin eşinin verdiği bilgiler ışığında 1990'lı yıllarda bir kazı çalışması başlattı. Bu titiz arayış sonucunda, toprağın altındaki metal sandıklara ve içindeki paha biçilmez koleksiyona ulaşıldı. Bulunan eserler, daha sonra güvenli depolama alanlarına nakledilerek korunmaya alındı. Ayrıca, yapılan araştırmalar, koleksiyona ait bazı parçaların üç farklı kıtada, muhtelif lokasyonlarda da saklandığını ortaya koydu. Bu durum, koleksiyonerin ne denli geniş bir coğrafyaya yayılan bir koleksiyon oluşturduğunu ve saklama konusunda ne kadar ileri görüşlü davrandığını gözler önüne seriyor.

Numismatica Ars Classica (NAC) adlı saygın kurumun uzmanları, 2022 yılında bu büyüleyici koleksiyonu incelemeye başladılar. Beklenenin aksine, yaklaşık 15 bin parçadan oluşan bu devasa koleksiyonun kataloglanması ve değerinin belirlenmesi süreci, tam 15 aydan daha uzun bir zaman dilimini kapsadı. Kataloglama aşamasında, koleksiyonerin titizlikle tuttuğu detaylı satın alma kayıtları büyük önem taşıdı. Bu kayıtlar sayesinde, sikkelerin 19. yüzyıla kadar uzanan karmaşık mülkiyet geçmişleri ve alım satım zincirleri titizlikle doğrulandı. Uzmanlar, koleksiyondaki eserlerin büyük bir çoğunluğunun en az 80 yıldır ilk kez kamuoyunun önüne çıktığını ve müzayedelerde ilk kez satışa sunulduğunu belirtti. Bu durum, koleksiyonun ne denli el değmemiş ve özel bir niteliğe sahip olduğunu vurguluyor. Koleksiyonun satış süreci, 20 Mayıs 2025 tarihinde Zürih'te düzenlenen bir müzayede ile başladı. Satışlardan elde edilen gelirler, koleksiyonun farklı temalara ve bölgelere ayrılmış müzayedelerle devam edecek. Öne çıkan parçalardan biri olan ve 1629 yılında Kutsal Roma İmparatoru III. Ferdinand adına Prag'da basılmış, 348.5 gram ağırlığındaki 100 dukalık altın sikke, 6 Kasım 2025'te gerçekleşen bir müzayedede, komisyon bedeli hariç yaklaşık 2.2 milyon dolara alıcı buldu.

Paylaş

İlgili Haberler