Orta Doğu Gerilimi Çin Enflasyonunu Ateşledi: Beklenmedik Yükseliş
Orta Doğu'da yaşanan jeopolitik gerilimler, küresel ekonominin önemli bir oyuncusu olan Çin'i de etkilemeye başladı. Özellikle Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğinde yaşanan aksamalar, enerji ve ham madde fiyatlarında küresel çapta bir şok etkisi yaratarak Çin'de beklenmedik enflasyonist baskıların yükselmesine neden oluyor. Ülkenin resmi istatistik kurumu tarafından açıklanan son veriler, bu durumun somut göstergelerini ortaya koyuyor. Mayıs ayında Üretici Fiyat Endeksi'ndeki (ÜFE) artışın yüzde 3,9 gibi dikkat çekici bir seviyeye ulaşması ve tüketici enflasyonunun (TÜFE) yüzde 1,2'ye tırmanması, ekonomik dengeler üzerindeki potansiyel riskleri gözler önüne seriyor.
Çin Ulusal İstatistik Bürosu'nun yayınladığı verilere göre, Orta Doğu'daki çatışmaların küresel enerji ve temel hammadde maliyetleri üzerindeki etkisi, üretici fiyatlarında belirgin bir artış eğilimi olarak kendini gösterdi. Mayıs ayında yıllık bazda yüzde 3,9'luk bir artış kaydeden ÜFE, Mart ayında yüzde 0,5 ve Nisan ayında yüzde 2,8'lik artışların ardından yükseliş trendini sürdürdü. Bu durum, fabrikaların üretim maliyetlerinin arttığını ve bu artışın nihai ürün fiyatlarına yansıma potansiyeli taşıdığını gösteriyor. Daha önceki aylarda, özellikle yılın ilk iki ayında üretici fiyatlarında gözlemlenen düşüş eğilimi (Ocak'ta yüzde 1,4, Şubat'ta yüzde 0,9), Orta Doğu'daki gerilimin piyasalar üzerindeki etkisinin ne denli hızlı ve belirgin olduğunu ortaya koyuyor. Bu artış trendinin devam edip etmeyeceği, küresel tedarik zincirleri ve Çin'in ihracat performansı açısından yakından takip edilecek.
Enflasyonun halk arasındaki yansıması olarak kabul edilen Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) de mayıs ayında ivme kazandı. Geçtiğimiz yıla kıyasla yüzde 1,2'lik bir artış gösteren TÜFE, uzun süredir durağan seyreden tüketici fiyatlarında sınırlı da olsa bir yükselişin başladığına işaret ediyor. Özellikle enerji fiyatlarındaki artışın, son üç yıldır büyük bir değişim göstermeyen tüketici fiyatları üzerindeki etkisinin belirginleşmeye başladığı görülüyor. Ocak ayında yüzde 0,2'lik bir artışla başlayan TÜFE'deki yükseliş, Şubat ayında yüzde 1,3'e ulaşarak son üç yılın zirvesini görmüştü. Mart ayında yüzde 1, Nisan ayında ise yüzde 1,2 seviyesinde seyreden endeks, mayıs ayındaki artışla birlikte, tüketicilerin alım gücü üzerindeki olası baskıları gündeme getiriyor. Çin ekonomisinin genelinde 2023 yılından bu yana gözlemlenen deflasyonist eğilimlerin, bu yeni enflasyonist baskılarla ne ölçüde kırılacağı merak konusu.
Orta Doğu'daki jeopolitik tansiyonun artmasında, İran ile ABD ve İsrail arasındaki karşılıklı müdahaleler ve misillemeler önemli bir rol oynuyor. Bu durum, dünya ticaretinin hayati damarlarından biri olan Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğini önemli ölçüde sekteye uğrattı. Basra Körfezi'nde yaşanan bu kriz, küresel enerji ve emtia piyasalarında ciddi dalgalanmalara yol açtı. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Katar, Irak ve İran gibi petrol ve doğal gaz zengini ülkeleri dünya pazarlarına bağlayan Hürmüz Boğazı, küresel petrol ticaretinin yaklaşık dörtte birinin, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ticaretinin ise yaklaşık beşte birinin ana güzergahı konumunda. Çin'in enerji ithalatının kritik bir bölümü, özellikle petrolün yaklaşık yüzde 45'i ve LNG'nin yüzde 30'u bu boğaz üzerinden ülkeye ulaşıyor. Bu nedenle, Hürmüz Boğazı'ndaki herhangi bir aksama, Çin'in enerji arz güvenliğini doğrudan tehdit ederken, küresel petrol fiyatlarında da kaçınılmaz bir artışa neden oluyor. Bu durum, Çin ekonomisi için hem maliyet artışı hem de arz sıkıntısı risklerini beraberinde getiriyor.