Petrol Fiyatları Seçim Arenasında: Trump'ın Kritik Hamleleri
Ekonomi

Petrol Fiyatları Seçim Arenasında: Trump'ın Kritik Hamleleri

1

Amerika Birleşik Devletleri ve İran arasındaki gerilimin yeniden tırmanması, küresel petrol piyasalarında fiyatların hareketlenmesine neden oldu. Ancak, ABD'de ekim ayında yapılacak olan ara seçimler, bu fiyat artışlarının daha da hızlanmasının önünde bir engel teşkil ediyor. Mevcut küresel petrol stoklarının rekor seviyelerde olması ve Trump yönetiminin seçim öncesinde akaryakıt fiyatlarını sabit tutma çabası, piyasalardaki sert yükseliş beklentilerini yumuşatıyor.

Savaşın başladığı 28 Şubat'tan sonraki ilk üç hafta boyunca Brent petrolün varil fiyatı yaklaşık yüzde 43 oranında bir artış göstererek 119,5 dolara kadar yükselmişti. Bu yükseliş, savaş öncesi döneme kıyasla yaklaşık yüzde 65'lik bir değer kazancına işaret ediyordu. Ancak, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran ile yapılan nükleer anlaşmadan çekildiğini duyurması ve iki ülke arasındaki çatışmaların yeniden alevlenmesinin ardından, 8 Temmuz'dan bu yana geçen yaklaşık üç haftalık süreçte Brent petroldeki artışın yüzde 24 ile daha sınırlı kaldığı gözlemlendi. Fiyatlar, 20 Temmuz haftasında yaklaşık yüzde 14'lük bir artışla perşembe günü 102 dolar seviyesine ulaşsa da, cuma günü bir önceki günkü kapanış fiyatına göre yaklaşık yüzde 4 gerileyerek tekrar 97 doların altına indi. Bu durum, anlaşmanın sona ermesiyle birlikte petrol fiyatlarının değer kazanmaya devam ettiğini ancak savaşın ilk dönemindeki hızlı yükselişin yakalanamadığını gösteriyor.

Uzmanlar, petrol fiyatlarındaki bu sınırlı artışın ardında yatan nedenleri sıralıyor. Beklenen ölçüde fiziki arz kaybının yaşanmaması, piyasalardaki yüksek petrol stokları ve denizde bekleyen büyük miktardaki petrol hacmi, fiyat artışlarını frenleyen temel faktörler olarak öne çıkıyor. Ayrıca, Donald Trump yönetiminin, yaklaşan ara seçimler öncesinde petrol fiyatlarının aşırı yükselmesini engellemeye yönelik siyasi motivasyonunun da bu sınırlı artışta önemli bir rol oynadığı belirtiliyor. Trump'ın 2028'de yeniden başkanlığa aday olacağını açıklaması, kasım ayında yapılacak olan ara seçimlerin siyasi önemini daha da artırıyor. Bu nedenle, yönetiminin benzin fiyatlarını kontrol altında tutmaya yönelik olası stratejileri yeniden gündeme geliyor. Ara seçimler, seçmenlerin Trump yönetimine olan desteğini ölçmek açısından kritik bir gösterge olarak kabul ediliyor.

Ekonomi, enflasyon oranları, akaryakıt fiyatları ve Orta Doğu'daki jeopolitik gelişmeler, seçim öncesinde yakından takip edilecek konular arasında yer alıyor. Washington yönetiminin, kasım ayına kadar petrol ve benzin fiyatlarını artırabilecek gelişmeleri sınırlamak adına çeşitli adımlar atması ve Orta Doğu'da tansiyonun daha fazla yükselmesini önlemek için diplomatik çabalarını yoğunlaştırması bekleniyor. Uluslararası veri ve analiz şirketi Kpler'in Kıdemli Petrol Uzmanı Homayoun Falakshahi, petrol fiyatlarındaki artışın büyük ölçüde artan jeopolitik risk priminden kaynaklandığını ancak piyasada sert fiyat artışlarını engelleyen önemli tamponların bulunduğunu ifade etti. Falakshahi, haziran ayında Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasıyla birlikte denizdeki petrol hacminin 1,35 milyar varille rekor seviyeye ulaştığını ve Çin'in yüksek ham petrol stoklarının da piyasalara kısa vadede önemli bir esneklik sağladığını belirtti. Falakshahi, ABD'de yükselen petrol ve akaryakıt fiyatlarının ara seçimler öncesinde yönetim üzerindeki siyasi baskıyı artırabileceğine işaret ederek, "Piyasadaki birçok katılımcı, yönetimin ara seçimler öncesinde petrol fiyatlarının aşırı yükselmesini önlemek yönünde güçlü siyasi motivasyona sahip olduğuna inanıyor. Bu beklenti bile spekülatif alımları sınırlamaya yardımcı olabilir." dedi. Trump'ın küresel petrol fiyatları üzerindeki doğrudan etkisinin sınırlı olduğunu ancak piyasa beklentilerini yönlendirebildiğini vurgulayan Falakshahi, "Trump'ın piyasa beklentilerini etkileyebildiği de görüldü. İran'la gerilimin arttığı dönemlerde yaptığı açıklamalar ve sosyal medya paylaşımları, gerilimin tırmanacağı ya da azalacağı yönündeki beklentileri değiştirerek kısa vadeli fiyat hareketlerinde etkili oldu." şeklinde konuştu.

Viyana Enerji Araştırmaları Enstitüsü Başkanı Fereydoun Barkeshli, petrol piyasasının spekülatif bir döneme girdiğini ve yatırımcıların uzun süreli arz kesintisinden ziyade normalleşme ihtimalini fiyatladığını belirtti. Barkeshli, piyasaların Orta Doğu'daki gelişmelere savaşın ilk dönemine kıyasla daha zayıf tepki verdiğini vurgulayarak, "Orta Doğu'daki gelişmelere piyasalar oldukça zayıf tepki verdi. Katılımcılar, dünyanın en kritik deniz geçiş noktasının abluka altına alınması gibi devasa bir krizi fiyatlamakta isteksiz davranıyor. Vadeli işlemlerin fiyatları baskılamak amacıyla manipüle edildiğine yönelik ciddi şüpheler var." değerlendirmesinde bulundu. Trump'ın geçmişte de düşük petrol fiyatlarını savunduğunu hatırlatan Barkeshli, "Trump'ın düşük petrol fiyatlarını savunduğu bilinen bir gerçek. Piyasalar büyük ölçüde haber akışıyla hareket ediyor ve manşetler algıyı yönlendiriyor. Bu durum vadeli piyasa ile fiziksel piyasa arasındaki fiyat farkının olağan dışı şekilde açılmasına neden oldu." dedi. İsviçre merkezli veri sağlayıcısı Sparta'nın ham petrol piyasasından sorumlu yöneticisi Aaron Kildow, Trump yönetiminin ara seçimler öncesinde akaryakıt fiyatlarını düşürmek için kullanabileceği seçeneklerin sınırlı olduğunu belirtti. Kildow, ABD'de akaryakıt talebinin yükselen pompa fiyatlarına rağmen güçlü seyrini koruduğunu ifade ederek, "Trump'ın ara seçimler öncesinde akaryakıt fiyatlarını düşürmek için seçenekleri sınırlı. Teorik olarak rafine petrol ürünleri ihracatına geçici kısıtlama getirerek iç piyasadaki stokları yeniden dengeleyebilir. Ancak böyle bir adım, başta müttefik ülkelerin yakıt arzı olmak üzere ciddi ve istenmeyen sonuçlar doğurabilir." diye konuştu. Petrol fiyatlarını düşürmenin en etkili yolunun Orta Doğu'daki çatışmaların sona erdirilmesi ve petrol akışının normale dönmesi olduğunun altını çizen Kildow, şunları kaydetti: "Petrol fiyatlarını düşürmek için Trump'ın atabileceği en etkili adım savaşı sona erdirmek ve petrol akışının normale dönmesini sağlamak olur. Sevkiyatlar normale dönmeden piyasalarda kayda değer bir değişim beklenmiyor. ABD'nin ham petrol üretimi artmayı sürdürüyor ancak bu artış ağırlıklı olarak hafif ve düşük kükürtlü ham petrolden kaynaklanıyor. Bu üretim, geçmişte Basra Körfezi'nden sağlanan orta yoğunluklu ham petrolün yerini tam olarak dolduramıyor."

Paylaş

İlgili Haberler