Petrol ve Jeopolitik Gerilim Tahvil Piyasalarını Sarsıyor: Faizler Rekor Seviyelerde
Ekonomi

Petrol ve Jeopolitik Gerilim Tahvil Piyasalarını Sarsıyor: Faizler Rekor Seviyelerde

3

Küresel finans piyasalarında derin bir satış dalgası yaşanıyor. Özellikle tahvil piyasalarında gözlemlenen bu sert düşüşler, ABD'nin 30 yıllık devlet tahvili faizini 2007 yılından bu yana en yüksek seviyesine taşırken, Almanya'nın 10 yıllık tahvil faizi de 2011'den bu yana kaydedilen en yüksekpunkteye ulaştı. Bu durum, yatırımcıların risk algısında önemli bir değişikliğe işaret ediyor. Orta Doğu'da artan jeopolitik tansiyon ve enerji fiyatlarındaki öngörülemeyen yükselişler, küresel çapta enflasyonist baskıların yeniden canlanacağına dair endişeleri kuvvetlendiriyor. Uzmanlar, bu gelişmelere karşılık merkez bankalarının para politikalarını daha da sıkılaştırmak zorunda kalabileceği senaryolarını masaya yatırıyor.

ABD'de enflasyonist göstergelerde bir miktar yavaşlama görülmüş olsa da, stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı'ndaki potansiyel arz kesintisi endişeleri, petrol fiyatlarını yeniden tırmanışa geçirdi. Bu durum, tahvil getirilerindeki artışın temel tetikleyicilerinden biri olarak öne çıkıyor. Amerikan Hazine tahvillerinde, 30 yıllık vadede faiz oranı yüzde 5,34'e kadar yükselerek 17 yılın zirvesini gördü. Benzer şekilde, 10 yıllık tahvil faizleri de 2024 yılı başından bu yana görülen en yüksek seviyeler olan yüzde 4,75'e kadar çıktı. Güncel işlemlerde bu oranlarda hafif de olsa bir geri çekilme yaşanarak 10 yıllık faiz yüzde 4,69'a, 30 yıllık faiz ise yüzde 5,27'ye geriledi.

KCM Trade Global Baş Piyasa Analisti Tim Waterer, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede, uzun vadeli tahvil getirilerindeki bu yükselişin altında yatan temel nedenlerin, devam eden enflasyonist beklentiler ve artan mali baskılar olduğunu belirtti. Waterer, ABD 30 yıllık tahvil faizinin yüzde 5,3 seviyesini aşarak yaklaşık 20 yılın zirvesine ulaşmasının, yüksek petrol fiyatları, uzun vadeli enflasyon beklentilerindeki belirsizlikler ve devlet tahvili ihraçlarının hacmindeki artış gibi faktörlerin bir yansıması olduğunu vurguladı. Yatırımcıların, uzun vadeli tahvilleri portföylerinde tutabilmek adına daha yüksek bir getiri primi talep ettiğine dikkat çekti. Bu durumun, Japonya Merkez Bankası'nın (BoJ) faiz artırımı beklentilerinin artması ve küresel ölçekte daha yüksek tahvil getirilerinin yarattığı etkiyle de birleştiğini ekledi. Mali endişeler ve Japon yeninin değer kaybetmesi de enflasyonist baskıları tetikleyen diğer unsurlar olarak sıralandı.

Avrupa'da da benzer bir tablo hakim. Hükümetlerin yüksek borçlanma oranları ve süregelen enflasyonist baskılar, uzun vadeli tahvil getirilerinde ciddi artışlara neden oldu. Almanya'da 10 yıllık tahvil faizi yüzde 3,27 ile 2011'den beri en yüksek seviyeye çıktı. Fransa'da ise gelecek yılki seçimler öncesinde 30 yıllık tahvil faizi yüzde 4,91 ile 2008'den bu yana görülmemiş bir düzeye ulaştı. Japonya'da 10 yıllık tahvil faizi yüzde 2,95 ile 1996'dan bu yana en yüksek seviyeyi gördü ve sonrasında yüzde 2,93 civarında dengelendi. Japonya Merkez Bankası'nın enflasyonla mücadelede faiz artırımı konusunda temkinli davranması spekülasyonları, satış baskısını artırırken, ekonomik büyümedeki yavaşlama ve yükselen enflasyon endişeleri piyasalardaki belirsizliği derinleştiriyor. Japonya'nın ikinci çeyrek GSYH büyümesi beklentilerin altında kalarak çeyrek bazda yüzde 0,3, yıllık bazda ise yüzde 1,1 olarak gerçekleşti. Enflasyon ise aylık bazda artış eğilimini sürdürerek, temmuz ayında yüzde 1,9'a yükselmesi bekleniyor.

Pepperstone Piyasa Stratejisti Ahmad Assiri, yüksek tahvil getirilerinin kamu borçlanma maliyetlerinin arttığına dair net bir mesaj verdiğini ifade etti. Assiri, ABD'nin yaklaşık 2 trilyon dolarlık bütçe açığının ciddi bir endişe kaynağı olduğunu belirtti. Ayrıca, Japonya, Birleşik Krallık ve Çin gibi büyük kreditörlerin ABD hazine tahvillerindeki pozisyonlarını azaltma eğiliminde olmasının dikkat çekici olduğunu söyledi. Petrol fiyatlarının 90 dolar seviyesini aşarak yükselişini sürdürmesinin de yüksek enflasyon beklentilerini daha da körüklediğini ekledi. Tüm bu faktörlerin bir araya gelerek ABD 30 yıllık tahvil faizini son 20 yılın zirvesine taşıdığına işaret etti. ABD'de yaklaşan ara seçimlerin politik riskleri artırabileceği ve mali sorunları daha da belirginleştirebileceği öngörülüyor. Hükümetlerin harcamalarını kontrol altına alamaması endişeleri de piyasalardaki satış baskısını artıran önemli etkenler arasında yer alıyor. Bu gelişmeler, ekonomilerin arz şoklarına ve kalıcı enflasyonist baskılara karşı daha kırılgan hale gelebileceği korkularını artırıyor. Yüksek kamu finansman maliyetlerinin, kurumsal ve bireysel kredi maliyetlerine yansıması, küresel ekonomik istikrar açısından riskler barındırıyor.

Paylaş

İlgili Haberler