Singapur'da Yüzen Güneş Santrali Deniz Biyolojisiyle Mücadele Ediyor
Dünya

Singapur'da Yüzen Güneş Santrali Deniz Biyolojisiyle Mücadele Ediyor

1

Singapur, dar karasal alanlarının getirdiği kısıtlamalar nedeniyle yenilenebilir enerji hedeflerine ulaşmak için çığır açan bir projeye imza attı. Ülkenin Johor Boğazı'na inşa ettiği 5 megavat kapasiteli devasa yüzen güneş enerjisi santrali, başlangıçta sert deniz koşullarına başarıyla adapte olsa da, tropikal deniz yaşamının beklenmedik istilasıyla başa çıkmakta zorlanıyor. Bu durum, santralin geleceği hakkında ciddi endişeler doğuruyor.

Yaklaşık 725 kilometrekarelik bir alana sıkışmış olan Singapur'da, geleneksel çatı tipi güneş panelleri ülkenin enerji ihtiyacını karşılamakta yetersiz kalıyordu. Bu soruna çözüm olarak geliştirilen proje kapsamında, enerji şirketi EDP APAC, Woodlands kıyı şeridi açıklarında geniş çaplı bir yüzen enerji platformu kurdu. Deniz tabanına özel tasarlanmış germe halatlarıyla sabitlenen bu yenilikçi sistem, otuz binden fazla yüzer ünite üzerine yerleştirilmiş on üç binin üzerinde fotovoltaik panelden, kırk adet merkezi invertörden ve bir ana trafodan oluşuyor. Yaklaşık on iki dönümlük bir su yüzeyini kaplayan bu tesis, yıllık ortalama altı milyon kilovatsaat elektrik üreterek ülkenin karbon ayak izini azaltmaya önemli katkı sağlıyor.

Projenin çevresel faydaları da dikkat çekici. Singapur Ekonomik Kalkınma Kurulu'nun verilerine göre, bu santral sayesinde her yıl dört bin metrik tondan fazla karbon emisyonu engelleniyor. Ayrıca, denizin doğal soğutma etkisi sayesinde paneller karasal tesislerde olduğundan daha verimli çalışıyor. Panellerin oluşturduğu gölge alanın ise kıyı şeridindeki suyun buharlaşmasını yavaşlatarak yerel ekosisteme olumlu etkilerde bulunduğu gözlemleniyor. Ancak, tasarım aşamasında rüzgar, dalga ve tuzlu suyun aşındırıcı etkilerine karşı güçlendirilen platform, işletme sürecinde deniz ekosisteminin tamamen öngörülemeyen bir yönüyle yüzleşti.

Sıcak tropikal suların etkisiyle, panellerin alt kısımlarında hızla yoğun bir biyolojik birikim oluştu. Deniz yosunları, mercan benzeri yapılar ve kabuklu canlılar (balanus türleri) kısa sürede panelleri ve destekleyici yapıları kapladı. Bu canlı tabaka, taşıyıcı platforma yüzde kırk üç oranında ek bir yük bindirdi. Bu beklenmedik ağırlık artışı, yüzer ünitelerin su içindeki seviyesini yükselterek platformun genel yüzme kapasitesini düşürdü. Sonuç olarak, dalgaların etkisini azaltan çelik mafsallar sıkışarak işlevini yitirdi. Ayrıca, elektrik bağlantı noktalarının tuzlu su serpintilerine maruz kalması, korozyon riskini artırarak ciddi arızalara yol açma potansiyeli taşıyor. Bu teknik zorlukların üstesinden gelmek için bakım ekipleri yoğun bir yüzey temizliği ve kimyasal önleyici uygulamalara girişirken, mühendisler daha yüksek tasarımlı yeni yüzer üniteler ve canlı birikimini anlık olarak izleyebilecek su altı sensör sistemleri üzerinde çalışmalarını hızlandırdı.

Paylaş

İlgili Haberler