Siyasi Belirsizlik ve Döviz Baskısı Ekonomiyi Zorluyor
Türkiye ekonomisi, siyasi belirsizliklerin artmasıyla birlikte yeniden kritik bir dönemece girdi. Özellikle yüksek faiz oranlarının yarattığı kısa vadeli sermaye bağımlılığı, ülkeyi dış şoklara karşı daha kırılgan hale getiriyor. Son dönemde döviz kurlarındaki ani yükselişler ve Borsa İstanbul'daki satış baskısını engellemek amacıyla kamu kaynaklarının devreye sokulması, ekonomik yönetimdeki zorlukları gözler önüne seriyor.
Son gelişmelerde, Cumhuriyet Halk Partisi'ne (CHP) yönelik alınan 'mutlak butlan' kararının ardından siyasi risk algısı yeniden tırmandı. Bu durum, piyasalarda ani dalgalanmalara yol açtı. Dolar kurunu kontrol altında tutma çabasıyla Merkez Bankası'nın rezervlerinden önemli miktarda döviz satışı yapıldığı belirtiliyor. Ancak bu müdahalelere rağmen dolar, rekor seviyelere yaklaşan değerini koruma eğiliminde. Bu döviz talebinin temelinde, Türk Lirası cinsinden yapılan yatırımlardan hızla çekilen yabancı sermayenin olduğu düşünülüyor.
Yabancı yatırımcıların tahvil ve hisse senedi piyasalarından topluca çıkış yapma eğilimi, Borsa İstanbul'da ciddi düşüşlere ve piyasa faizlerinde belirgin artışlara neden oldu. Özellikle 2 yıllık tahvil faizlerinin rekor seviyelere dayanması dikkat çekiyor. Borsa İstanbul'da yaşanan sert satışların ardından, Türkiye Varlık Fonu'nun kamu bankaları aracılığıyla piyasaya müdahale ederek satış baskısını sınırladığı yorumları yapılıyor. Bu müdahaleler sayesinde borsa, günü önemli bir yükselişle tamamlamayı başardı.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in, CHP'ye yönelik 'mutlak butlan' kararının açıklandığı gün Londra'da yabancı yatırımcılara Türkiye ekonomisini anlattığı sırada bu gelişmenin yaşanması, uluslararası yatırımcı nezdinde sürpriz etkisi yarattı. Bu durumun Bakan Şimşek'in itibarını zedeleyebileceği ve özellikle küçük yatırımcılar ile vadeli işlem yapanlar üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceği ifade ediliyor. Yaşananların ardından Bakan Şimşek'in acil olarak Ankara'ya dönerek Finansal İstikrar Komitesi'ni topladığı öğrenildi. Komite toplantısında acil ek önlem ihtiyacı duyulmadığı, ancak piyasa ile yakın temasın sürdürüldüğü bilgisi paylaşıldı.
Analistler, kamu bankalarının borsadaki alım yönlü pozisyonlarının sürdüğünü belirtirken, piyasaların asıl eğiliminin 1 Haziran'dan sonra daha net ortaya çıkacağını öngörüyor. Siyasi gerilimlerin etkisiyle Türkiye'nin 5 yıllık kredi temerrüt swapı (CDS) priminin yükselmesi ve 2 yıllık tahvil faizlerinin %45 seviyesine yaklaşması, ekonomistler arasında Haziran ayında ek faiz artışı ihtimalini güçlendiriyor. Bu durum, daha önce beklenen faiz indirimlerinin ertelenmesi anlamına gelebilir.
Öte yandan, son dönemde Meclis'e getirilen yeni varlık barışı düzenlemesinin, 'mutlak butlan' kararının ardından yaşanabilecek olası ekonomik çalkantıları ve döviz çıkışlarını yönetmek amacıyla gündeme geldiği şeklinde yorumlar yapılıyor. İktidarın, bu düzenleme ile hem iç hem de dış kaynaklı fonları ülkeye çekerek ekonomik istikrarı sağlamayı hedeflediği belirtiliyor.
Finansal piyasalar uzmanı İris Cibre, alınan kararın siyasi risk algısını artırdığını ancak asıl belirleyici faktörün yurt içi döviz talebi olacağını vurguluyor. Cari açıktaki artışla birlikte finansman ihtiyacının arttığına dikkat çeken Cibre, yabancı yatırımcının panik yaratarak döviz talebi oluşturduğunu ve yerli yatırımcının da bu eğilimi takip ettiğini ifade ediyor. Cibre'ye göre, piyasaların enflasyonist baskıların devam edeceğini fiyatladığı bir ortamda, Merkez Bankası'nın bu duruma nasıl bir tepki vereceği ve faiz artırımına gidip gitmeyeceği en kritik sorulardan biri olacak.