TCMB Raporu: Firmaların Borç Yenileme Performansı Güçlü Kalmaya Devam Ediyor
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından yayımlanan son Finansal İstikrar Raporu, mevcut sıkı finansal koşullara rağmen Türkiye'deki reel sektörün borçluluk göstergelerinde olumlu bir tablo sergilediğini ortaya koydu. Rapor, firmaların yurt dışı borçlarını yenileme performansının, jeopolitik riskler ve küresel ekonomideki belirsizliklere rağmen yüksek seviyelerde devam ettiğini vurguluyor. Bu durum, Türk şirketlerinin uluslararası finansman piyasalarındaki dirençliliğini ve güvenilirliğini gösteriyor.
Raporda, küresel ölçekte yaşanan jeopolitik gelişmelerin emtia fiyatlarını yukarı çektiği ve enflasyonist baskıları artırdığı belirtiliyor. Gelişmiş ülkelerde kamu borçlarının sürdürülebilirliği konusundaki endişeler ve enflasyon görünümündeki bozulmalar, bu ülkelerin tahvil faizlerinin yüksek seyretmesine neden oluyor. Benzer şekilde, gelişmekte olan ülkeler de enerji piyasalarındaki belirsizlikler ve dış finansmana erişimdeki kırılganlıklar nedeniyle daha yüksek faiz oranlarıyla karşı karşıya kalıyor. Bu küresel dinamikler, gelişmekte olan ülkelere yönelik fon akışlarının küresel enflasyon beklentileri ve risk iştahındaki değişimlere karşı daha hassas hale gelmesine yol açıyor.
Rapora göre, toplam kredi büyümesi geçen döneme kıyasla güçlü bir ivme yakalamış olsa da, uygulanan ek makroihtiyati tedbirler kredi kompozisyonunda değişikliklere neden oluyor. TCMB'nin politika adımlarıyla uyumlu bir şekilde ilerleyen kredi faizleri, fonlama maliyetlerindeki artışla birlikte hem ticari hem de bireysel kredilerde yükseliş eğiliminde. Türk Lirası cinsinden ticari kredi büyümesindeki güçlü seyir ve yabancı para cinsinden kredi büyümesindeki düşük seviye, kredi kompozisyonunun TL lehine gelişmesine katkı sağlıyor. Ayrıca, bireysel kredilere yönelik alınan makroihtiyati önlemler, özellikle bireysel kredi kartı ve kredili mevduat hesaplarındaki büyüme hızını yavaşlatmış durumda.
Bankacılık sektörünün aktif kalitesine bakıldığında, sınırlı bir bozulma gözlemleniyor. Bireysel kredilerdeki risk artışının yavaşlamasında, ihtiyaç kredileri ve bireysel kredi kartlarına yönelik yapılan yapılandırma düzenlemelerinin önemli bir rolü olduğu belirtiliyor. Küçük ve orta ölçekli işletmelere (KOBİ) yönelik kredilerde tahsili gecikmiş alacak oranlarında artış eğilimi devam etse de, ticari kredilerin genel risk görünümü bireysel kredilere kıyasla daha olumlu bir tablo çiziyor. Yakın zamanda hem bireysel hem de ticari segmentlerde yeni tahsili gecikmiş alacak eklenmesinde bir yavaşlama görülürken, bu alacaklardan yapılan tahsilatlarda da bir miktar artış kaydedildi. Kredi riskinin banka bilançoları üzerindeki etkileri sınırlı kalırken, bankacılık sektörü, yüksek karşılık politikasıyla ihtiyatlı duruşunu sürdürüyor. Reel sektörün borçluluğu, genel olarak tarihsel ortalamaların altında seyrediyor. Finansal kaldıraç oranı ve yabancı para açık pozisyonunun ihracata oranı da benzer şekilde tarihsel ortalamaların altında bulunuyor. Yabancı para krediler büyük ölçekli firmalarda yoğunlaşırken, Türk Lirası finansmanı daha geniş bir tabana yayılmış durumda. Reel sektörün finansal varlıklarında TL'nin payı ağırlığını korurken, fon hesaplarındaki büyüme de devam ediyor. Hane halkı tarafında ise tasarrufların TL mevduata yönelimi dikkat çekiyor. Değerli maden fiyatlarındaki hızlı yükseliş, yabancı para mevduat kompozisyonunda kıymetli maden hesaplarının payını artırdı. Hane halkı, menkul kıymet yatırım fonları ve bireysel emeklilik fonları gibi alternatif finansal araçlarla tasarruflarını çeşitlendirme eğilimini sürdürüyor.
Sistemdeki fonlama ihtiyacı jeopolitik gelişmelerle birlikte dalgalı bir seyir izlese de, Merkez Bankası'nın likidite adımları sayesinde piyasa faizlerinin politika duruşuyla uyumu korunuyor. Mevduat hesaplarında TL tercihi güçlü kalmaya devam ederken, yabancı para mevduata yönelim sınırlı düzeyde seyrediyor. Bankacılık sektörünün likit varlıklarındaki güçlü görünüm devam ediyor ve alternatif likidite göstergeleri de sektörün sağlam finansal pozisyonunu teyit ediyor. Likit aktif oranı tarihsel ortalamasının belirgin üzerinde seyrederken, likidite karşılama oranının yasal sınırların üzerinde olması, bankaların kısa vadeli nakit çıkışlarını karşılama kapasitesinin gücünü gösteriyor. Bankaların aktif ve pasifleri arasındaki vade uyumsuzluğu azalırken, bankacılık hesaplarından kaynaklanan faiz riski standart rasyosu tüm bankalarda asgari oranın üzerinde seyrediyor. Bankaların yurt dışı finansman koşullarındaki olumlu görünümün korunması, jeopolitik risklerin borçlanma maliyetleri üzerindeki etkisinin sınırlı kalmasına yardımcı oluyor. Özellikle yılın ikinci çeyreğinde gerçekleştirilen sendikasyon kredisi işlemlerinde maliyetlerin bir miktar gerilemesi ve yenileme oranlarının yüzde 100'ün üzerinde gerçekleşmesi bu durumu destekliyor.
Bankalar, karlılıklarını ve sermaye benzeri borçlanma araçları yoluyla sermaye yeterliliklerini desteklemeye devam ediyor. Mart ayından itibaren artan fonlama maliyetleri, net faiz marjındaki yükselişi yavaşlatmış olsa da, kredi risk maliyetlerinin karlılık üzerindeki olumsuz etkileri, ücret ve komisyon gelirleri tarafından dengeleniyor. Sermaye yeterlilik rasyosuna ilişkin geçici esnekliklerin kaldırılmasına ve faizlerdeki artışa rağmen bankaların sermaye yeterlilik oranları yasal sınırların üzerinde ve uzun dönem ortalamasına yakın seviyelerde bulunuyor. Sermaye tamponlarının yanı sıra, ihtiyari olarak ayrılan serbest karşılıklar da bankaların zarar karşılama kapasitesini güçlendiriyor. Yatırım fonlarına ve alternatif finansman kanallarına olan yönelimin artması, banka dışı finansal kuruluşların sistemdeki ağırlığını yükseltiyor. Bu alternatif finansman modellerinin yaygınlaşması ve yatırım araçlarının çeşitlenmesi, finansal sistemin derinleşmesine ve tasarrufların daha etkin dağılımına katkıda bulunuyor. Bu durum, banka dışı finansal kesimin reel ekonomi, bankacılık sektörü ve finansal piyasalarla olan bağlantısını artırarak, bu kuruluşların finansal istikrar açısından takibini daha önemli hale getiriyor.