Trump'ın İran Açıklamaları Petrol Piyasalarını Sarsarken ABD'ye Yaradı
Ekonomi

Trump'ın İran Açıklamaları Petrol Piyasalarını Sarsarken ABD'ye Yaradı

2

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump'ın, İran ile nükleer programına yönelik bir anlaşmanın eşikte olduğuna dair yaptığı pek çok açıklama, küresel petrol piyasalarında önemli fiyat hareketliliklerini tetikledi. Mart ayından bu yana en az 30 kez tekrarlanan "anlaşma yakın" mesajları, diplomatik belirsizliği artırırken, bu durumun dolaylı olarak ABD'nin enerji sektörüne ekonomik bir avantaj sağladığı gözlemlendi. Trump'ın bu konudaki ısrarlı ancak somut sonuç vermeyen söylemleri, petrol fiyatlarının hem yükselmesine hem de ani düşüşler yaşamasına neden olarak piyasalarda öngörülemez bir tablo oluşturdu.

İran ile yaşanan diplomatik gerilimlerin ve stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı'ndaki olası arz kesintisi endişelerinin yükselmesi, petrol fiyatlarını son yılların zirve noktalarına taşıdı. Bu süreçte, başta Brent petrol olmak üzere uluslararası gösterge petrol fiyatları varil başına ortalama 100 dolar civarında seyretti. Trump'ın sürekli olarak dile getirdiği anlaşma, ateşkes veya diplomatik çözüm sinyalleri, yalnızca diplomatik bir çaba olarak değil, aynı zamanda küresel enerji piyasalarının beklentilerini şekillendiren kritik bir unsur olarak da öne çıktı. Bu açıklamalar, piyasalardaki gerilimin tamamen ortadan kalkmasını engellerken, aynı zamanda fiyatların kontrolsüz bir şekilde düşmesini de önledi.

Uluslararası haber kaynaklarından derlenen bilgilere göre, Başkan Trump'ın mart ayından itibaren İran ile diplomatik bir çözüm veya ateşkesin yakın olduğuna dair en az 30 kez kamuoyuna beyanatta bulunması, petrol piyasalarındaki yüksek volatiliteyi devam ettirdi. "Anlaşma yakın", "görüşmeler olumlu ilerliyor" ve "ateşkes ihtimali yüksek" gibi ifadeler, zaman zaman petrol fiyatları üzerinde aşağı yönlü bir baskı oluştursa da, diplomatik sürecin kalıcı bir anlaşmaya dönüşmemesi ve jeopolitik risklerin tamamen ortadan kalkmaması, fiyatların önceki seviyelere inmesini engelledi. Bu dengesiz durum, ne tam bir piyasa krizi ne de tamamen normalleşmiş bir ortam yarattı; bunun yerine petrol ve doğal gaz üreticileri için sürekli yüksek gelir elde etme fırsatı sunarken, enerji fiyatlarının ekonomik faaliyetleri olumsuz etkileyecek aşırı seviyelere çıkmasını da sınırladı.

Bu karmaşık piyasa dinamiğinin en dikkat çekici sonuçlarından biri, ABD'nin petrol ve doğal gaz üretimindeki rekor büyüme sayesinde küresel enerji ihracatında birinci sıraya yerleşmesi oldu. Gemi takip verilerine göre, ABD'nin ham petrol ve rafine ürün ihracatı, üst üste üçüncü ay boyunca günde ortalama 10,5 milyon varil ile dünya liderliğini sürdürdü. Bu rakam, Rusya'nın yaklaşık 7 milyon varil ve Suudi Arabistan'ın 5,9 milyon varil olan ihracat rakamlarının belirgin şekilde üzerinde yer aldı. Geçtiğimiz yıla kıyasla ABD'nin ihracatındaki bu artış dikkat çekiciydi. Yüksek petrol fiyatları, ABD'deki kaya petrolü sektöründeki faaliyetleri de büyük ölçüde destekledi. Enerji araştırma şirketlerinin verileri, petrol sahalarındaki operasyonların hız kazandığını ve sondaj kapasitesinin son yılların en yoğun seviyelerine ulaştığını gösterdi. Bu durum, ABD'li enerji şirketlerinin küresel pazardaki konumunu güçlendirirken, ülkenin enerji bağımsızlığına da katkıda bulundu.

Başkan Trump'ın İran ile müzakerelere ilişkin sergilediği iyimser tavır, petrol piyasalarında son ayların en sert fiyat dalgalanmalarına neden oldu. Trump'ın Orta Doğu'daki gerilimin azalacağına ve İran ile diplomatik bir çözüm bulunacağına dair açıklamaları sonrası Brent petrol fiyatları önemli ölçüde geriledi. Örneğin, 10 Mart'ta yüzde 11,3'lük bir düşüşle 87,80 dolara kadar gerileyen Brent petrol, Hürmüz Boğazı'ndan tanker geçişlerinin yeniden başladığına dair haberlerle 16 Mart'ta yüzde 6,9 daha değer kaybederek 96,04 dolara indi. 23 Mart'ta "anlaşmaya neredeyse her konuda uzlaşıldığı" yönündeki beyanlar üzerine Brent petrol aynı gün yüzde 9,8'lik bir düşüşle 95,92 dolardan kapandı. Trump'ın sonraki günlerde İran'ın anlaşma yapmaya "çok istekli" olduğunu ve hatta "yalvardığını" iddia etmesi, piyasalardaki beklentileri daha da artırdı. Ancak bu iyimser mesajlara rağmen kalıcı bir anlaşmanın sağlanamaması, jeopolitik risklerin devam etmesiyle Brent petrolün mart ayını 118,35 dolar gibi yüksek bir seviyede kapatmasına neden oldu.

Nisan ayı boyunca da benzer bir tablo tekrarlandı. Trump'ın ateşkes ve anlaşmaya yakın olunduğuna dair açıklamaları, Brent petrol fiyatlarında geçici düşüşlere yol açtı. 7 ve 8 Nisan'da sırasıyla yüzde 0,5 ve yüzde 13,3'lük düşüşler kaydedildi. Özellikle 15 ve 17 Nisan'da "anlaşmanın çok yakın olduğu, İran'ın talepleri kabul ettiği ve bir iki gün içinde uzlaşının sağlanabileceği" yönündeki açıklamalar, piyasalardaki risk primini azalttı ve Brent petrolün 17 Nisan'da 90,38 dolara kadar gerilemesine neden oldu. Ancak diplomatik sürecin sonuçsuz kalması, risk priminin tamamen ortadan kalkmasını engelledi ve nisan sonunda Brent petrol, gün içinde 126 doları aşarak son dört yılın en yüksek seviyesini gördü ve ayı 114,01 dolardan tamamladı. Mayıs ayında da Trump'ın uzlaşıya çok yakın olunduğuna dair açıklamaları, petrol fiyatlarında düşüş eğilimini yeniden başlattı. Brent petrol, ay boyunca 108 dolar seviyelerinden 92 dolar bandına kadar geriledi. Fakat anlaşmanın somutlaşmaması ve jeopolitik gerilimin sürmesi, piyasalardaki dalgalanmanın devam etmesine yol açtı.

Haziran ayında piyasalar yeniden temkinli bir havanın hakim olduğunu gördü. Brent petrol, 1 Haziran'da yüzde 3,2'lik bir artışla 94,98 dolara, 3 Haziran'da ise 97,81 dolara yükseldi. Ancak Başkan Trump'ın İran ile anlaşmanın yakın olduğuna dair yeni açıklamaları, satış baskısını tekrar gündeme getirdi. 7-9 Haziran tarihlerinde "anlaşmaya çok yakınız" yönündeki beyanların ardından Brent petrol, 9 Haziran'da yüzde 3 düşüşle 91,45 dolara geriledi. Trump'ın 11 Haziran'da anlaşmanın "onaylanma" aşamasına geldiğini ve planlanan saldırıları iptal ettiğini duyurmasıyla düşüş ivme kazandı ve tüm gözler yeniden diplomatik sürece çevrildi. Donald Trump, 12 Haziran'da yaptığı bir açıklamada, İran'ın nükleer silaha sahip olmama konusunda mutabık kaldığını belirterek, "Bugün İran'la savaşı bitirdik." ifadesini kullandı. Bu gelişmelerin etkisiyle Brent petrol, 11 Haziran'da yüzde 2,9'luk bir kayıpla 90,38 dolardan günü tamamlayarak 20 Nisan'dan bu yana en düşük seviyesini gördü. Bu durum, Trump'ın açıklamalarının piyasalar üzerindeki etkisinin ne kadar büyük ve hızlı olabildiğini bir kez daha gözler önüne serdi.

Paylaş

İlgili Haberler