Türk Lirası Dolar ve Euro Karşısında Değer Kaybını Sürdürüyor
Türk Lirası, uluslararası döviz piyasalarında değer kaybetme eğilimini sürdürerek yatırımcıların dikkatini çekiyor. Dolar ve Euro karşısındaki bu zayıf seyir, Türk Lirası'nın rekor seviyelere ulaşmasına neden oluyor. Haftanın ortasında Dolar/TL kuru, önceki günlere kıyasla küçük bir artışla 47,2180 seviyelerinde işlem gördü. Aynı saatlerde Euro/TL kuru da kapanış seviyesinin üzerinde 53,9140'tan alıcı bulurken, Sterlin/TL ise yatay bir seyir izleyerek 63,1940 seviyesinde el değiştirdi. Küresel piyasalarda Orta Doğu'daki jeopolitik gerilimlerin varlık fiyatları üzerindeki etkisi devam ederken, dolar endeksi güçlü duruşunu koruyor. Dün 101,2 seviyesine yükselen dolar endeksi, yeni günde sakin bir seyir izliyor.
Uluslararası finans devlerinden Goldman Sachs'ın ekonomistleri, Türk Lirası'ndaki değer kaybının süreceğine dair öngörülerini raporlaştırdı. Bankanın analistleri, Türkiye'nin önümüzdeki dönemde dezenflasyon (enflasyonun düşürülmesi) süreci yerine dış denge istikrarını önceliklendirebileceğini ve bu doğrultuda Türk Lirası'nda daha hızlı bir değer kaybına izin verebileceğini belirtti. Clemens Grafe ve Başak Edizgil imzalı raporda, bu stratejinin dezenflasyonun daha yavaş ilerlemesi anlamına gelse de, Lira'nın Dolar karşısındaki yıllık değer kaybının yüzde 20'li seviyelerin ortasında kalabileceği tahmin edildi. Bu durum, finansal istikrarın mevcut dolarizasyon seviyelerinin korunmasına bağlı olduğu gerçeğiyle birlikte değerlendirildi. Kurdaki daha hızlı bir değer kaybının, faiz oranlarının piyasada şu anki fiyatlamalardan daha yüksek seviyelerde tutulmasını gerektireceği ifade edildi.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın Para Politikası Kurulu'nun Perşembe günü yapması beklenen toplantısı öncesinde, mevcut bir haftalık repo faiz oranı yüzde 37 seviyesinde bulunuyor. Türkiye'nin uyguladığı dezenflasyon programının önemli bir ayağını, Lira'nın reel olarak değer kazanması oluşturuyordu. Ancak bu yılın başından bu yana Dolar karşısında yaklaşık yüzde 9'luk bir değer kaybı yaşanırken, tüketici fiyatlarında ilk altı ayda yüzde 17'den fazla bir artış gözlemlendi. Haziran ayında yıllık enflasyon ise yüzde 32,1 olarak kaydedildi. Bu veriler, hedeflenen enflasyon düşüşü ile gerçekleşen reel değer kaybı arasındaki potansiyel çelişkilere işaret ediyor. Ekonomistler, rekabet gücündeki kayıplar nedeniyle cari açığın büyümesinin, her türlü dezenflasyon programı için ortak bir risk faktörü olduğunu vurguluyor. Türkiye'nin reel ihracatının 2022-2024 yılları arasında büyük ölçüde durağanlaştığı ve geçen yılın ikinci yarısından itibaren düşüşe geçerek cari dengeyi olumsuz etkilediği belirtiliyor.
Uluslararası kuruluşlar, Türkiye'nin dış ticaret dengesi ve ihracat performansı hakkında da kritik değerlendirmelerde bulunuyor. Raporda, cari açığın 2026 yılına kadar gayrisafi yurtiçi hasılanın yüzde 3,5'ine, yani yaklaşık 60 milyar dolara ulaşmasının beklendiği öngörülüyor. Ayrıca, Türkiye'nin ara mallar pazarındaki payını Çin'e kaptırdığı ve Avrupa tüketici malları pazarındaki gerilemenin büyük ölçüde Orta ve Doğu Avrupalı ihracatçılar tarafından doldurulduğu ifade ediliyor. Sermaye malları ve savunma sanayii ihracatındaki artışların ise bu zayıflıkları tam olarak telafi edemediği vurgulanıyor. Diğer büyük uluslararası yatırım bankalarından da Türkiye ekonomisine yönelik değerlendirmeler geldi. Morgan Stanley, Türkiye'nin enerji ithalatına olan yüksek bağımlılığının yarattığı kırılganlığa dikkat çekerek, faiz oranlarında hızlı bir gevşeme beklentisinin gerçekçi olmadığını belirtti. İsviçre merkezli UBS ise yüksek seyreden enflasyon ve iç siyasi gelişmelerin Türk Lirası üzerindeki riskleri artırdığını kaydederek, yatırımcılara Dolar/TL pozisyonlarını büyütmek yerine Güney Afrika randı, Brezilya reali ve Meksika pesosu gibi gelişmekte olan ülke para birimlerine yönelmeleri tavsiyesinde bulundu.