Türkiye Rüzgar Enerjisinde Yeni Bir Sayfa Açıyor: Deniz Üstü Projeler Yolda
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Türkiye'nin yenilenebilir enerji kaynakları arasındaki rüzgar enerjisinin payını artırmaya yönelik kapsamlı bir strateji geliştirdiğini duyurdu. Bu strateji kapsamında, ülkenin mevcut rüzgar enerjisi potansiyelinin daha etkin kullanılması ve yeni kapasitelerin devreye alınması hedefleniyor. Yapılan açıklamada, nisan ayı sonu itibarıyla Türkiye'nin toplam elektrik kurulu gücünde rüzgar enerjisinin payının yüzde 12'ye ulaştığı belirtildi. Bu oran, yıllar içinde kaydedilen önemli bir artışı gözler önüne seriyor.
15 Haziran Dünya Rüzgar Günü vesilesiyle kamuoyuyla paylaşılan bilgilerde, rüzgar enerjisinin Türkiye'deki gelişiminin ivme kazandığı vurgulandı. 2002 yılında toplam elektrik kurulu gücünün yalnızca binde 1'ini oluşturan ve yaklaşık 19 megavatlık bir kurulu güce sahip olan rüzgar enerjisi, nisan ayı itibarıyla 15 bin 75 megavata ulaşarak dikkat çekici bir sıçrama yaşadı. Bu büyümede, devletin düzenleyici ve teşvik edici politikalarının yanı sıra, hem yerli hem de yabancı yatırımcıların gösterdiği ilgi ve yaptığı yatırımların büyük rol oynadığı ifade edildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın daha önce dile getirdiği, 2025 yılına kadar 78 ilde yaklaşık 5,6 milyar dolarlık yatırım değeriyle hizmete girecek 7 bin 110 elektrik üretim santrali projesindeki rüzgar enerjisi payının da bu gelişimin bir göstergesi olduğu hatırlatıldı.
Bakanlık tarafından yürütülen Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) ihaleleri, yeni rüzgar enerjisi kapasitelerinin ülke geneline yayılmasında kritik bir rol oynuyor. Her yıl düzenli olarak en az 2 bin megavatlık yeni kapasite için ihaleler gerçekleştiriliyor. Yeni YEKA modeli çerçevesinde 2024 ve 2025 yılları için toplamda 3 bin 800 megavatlık yeni kapasitenin tahsis edildiği bildirildi. Bu yıl içerisinde ise 1500 megavatı rüzgar enerjisine ayrılmak üzere, toplamda 2 bin megavatın üzerinde yeni YEKA ihalesinin düzenlenmesi planlanıyor. Bu adımlar, Türkiye'nin yenilenebilir enerji hedeflerine ulaşmasında önemli bir ivme kazandıracak.
Türkiye'nin rüzgar enerjisi alanındaki bir diğer önemli hamlesi ise 'offshore' olarak adlandırılan deniz üstü rüzgar enerjisi projeleri. Bu kapsamda, Saros Körfezi, Gökçeada, Bozcaada ve Edremit açıklarında dört farklı deniz üstü saha belirlendiği duyuruldu. İzin süreçlerinin tamamlanmasının ardından, Türkiye'nin ilk deniz üstü rüzgar enerjisi YEKA yarışmasının gerçekleştirilmesi planlanıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye'nin 2035 yılına kadar rüzgar ve güneş enerjisinde toplam 120 bin megavatlık bir kurulu güce ulaşma hedefi olduğunu belirtti. Bu hedefin bir parçası olarak, 2035 yılına kadar deniz üstü rüzgar enerjisinde 5 bin megavatlık bir kurulu güce erişmek istediklerini ifade etti. Bayraktar, ülkenin 140 bin megavatlık rüzgar enerjisi potansiyelini tam olarak harekete geçirmek için daha fazla çalışma yapacaklarını ve rüzgar türbinlerinin ülkenin enerji bağımsızlığının önemli bir sembolü olacağını vurguladı. Bu süreçte yerli üretime verilen önemin altını çizen Bakan, rüzgar türbini bileşenlerinde yüzde 60'ın üzerinde, kule, jeneratör ve kanat üretiminde ise yüzde 70'in üzerinde yerlilik oranına ulaşıldığını ve Türkiye'nin artık enerji üreten değil, aynı zamanda teknoloji geliştiren, bileşen üreten ve ihraç eden bir konuma geldiğini sözlerine ekledi.