Türkiye'den Ege'de Karasuları Genişlemesine Sert Tepki: Casus Belli Gündemde
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin (TBMM) 8 Haziran 1995 tarihinde aldığı ve Yunanistan'ın Ege Denizi'ndeki karasularını altı deniz milinin üzerine çıkarması durumunda bunu bir 'savaş sebebi' olarak kabul edeceğini belirten kararı, son NATO Zirvesi'nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından yeniden gündeme getirildi. Bu tarihi karar, Ege'deki dengeyi koruma ve Türkiye'nin hayati menfaatlerini savunma amacı taşıyor.
Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi sonrasında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'casus belli' olarak bilinen ve Latince 'savaş sebebi' anlamına gelen bu konuya değindi. Erdoğan, konunun halkın tamamı tarafından bilinmeyebileceğini belirterek, Yunanistan ile doğrudan diyalog ve müzakere yoluyla çözüm arayışında olduklarını vurguladı. "Bu, 'casus belli' konusunu benim milletimin tamamına yakını bilmez. Bunlarla ne Yunan vatandaşını ne de bizim vatandaşımızı meşgul etmeyelim. Gelin oturalım, konuşalım, işi bitirelim. Bizim adımımız bu." ifadeleriyle, diplomatik çözüme öncelik verdiklerini dile getirdi.
TBMM'nin 1995 tarihli kararı, Yunanistan'ın Ege Denizi'nde karasularını 12 deniz miline çıkarma girişimlerine karşı Türkiye'nin net duruşunu ortaya koyuyor. Bu karar, yaklaşık 31 yıldır Ege'deki mevcut durumu koruyarak, Yunanistan'ın denizlerdeki hakimiyetini artırma ve Türkiye'yi açık denizlere erişimde kısıtlama potansiyeli taşıyan 12 mil hamlesini engelliyor. Eğer Yunanistan karasularını 12 mile çıkarırsa, Ege'deki hakimiyet alanı yüzde 43,68'den yüzde 72'ye yükselecekken, Türkiye'nin karasuları oranı ise sadece yüzde 7'de kalacak. Bu durum, Türk savaş ve sivil gemilerinin uluslararası sulara çıkabilmek için Yunan karasularından geçiş izni almak zorunda kalması anlamına geleceği belirtiliyor. Yunanistan'ın bu konudaki ısrarcı talepleri, Türkiye'nin Avrupa Savunma Fonu SAFE'den pay almasını engelleme çabalarıyla da ilişkilendiriliyor.
Mavi Vatan kavramının öncüsü emekli Tümamiral Cem Gürdeniz de konuya ilişkin değerlendirmesinde, TBMM'nin 31 yıl önce aldığı kararın Ege'nin geleceği açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Gürdeniz, Yunanistan'ın 12 mil hamlesinin Türkiye'yi Ege'ye hapsetme riski taşıdığını ve Türk denizciliğini ciddi şekilde sekteye uğratacağını belirterek, "Casus Belli vazgeçilmez değerde ve önemde bir karardır." şeklinde konuştu. Bu kararın, Türkiye'nin egemenlik haklarını ve denizlerdeki serbest hareket kabiliyetini korumak adına stratejik bir öneme sahip olduğu ifade ediliyor.
1995'te alınan bu kritik kararın altında, dönemin siyasi yelpazesinden geniş bir mutabakatın imzası bulunuyor. Cumhuriyet Halk Partisi, Doğru Yol Partisi, Refah Partisi, Demokratik Sol Parti, Anavatan Partisi ve BBP gibi çeşitli siyasi partilerin temsilcileri bu karara imza atmıştı. Refah Partisi adına Grup Başkanvekili olarak Abdullah Gül'ün, DSP'li Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan'ın ve eski Milli Savunma Bakanı Turhan Tayan'ın da imzalarının bulunduğu kayıtlarda yer alıyor. Dönemin TBMM Başkanvekili Kamer Genç'in yönettiği oturumda kabul edilen kararın ilgili bölümü, Türkiye'nin Ege'deki hayati menfaatlerini koruma konusundaki kararlılığını ve Yunanistan'ın Lozan Antlaşması ile kurulan dengeyi bozacak adımlar atması halinde hükümete verilecek geniş yetkileri açıkça ortaya koyuyor.