Türkiye'nin Gizli Hazinesi: Yastık Altındaki 600 Milyar Dolarlık Altın
Türkiye'deki hanehalklarının finansal sistemin dışında, genellikle evlerinde muhafaza ettiği fiziki altın miktarının dudak uçuklatan boyutlara ulaştığı ortaya çıktı. Yapılan hesaplamalara göre, bu yastık altı birikiminin yaklaşık 5 bin ton civarında olduğu ve mevcut piyasa koşullarında değerinin 600 milyar doları bulduğu tahmin ediliyor. Vatandaşların ekonomik dalgalanmalara ve belirsizliklere karşı bir güvence olarak gördüğü bu büyük altın rezervi, ülke ekonomisi için hem potansiyel bir kaynak hem de tartışma konusu haline gelmiş durumda. Ekonomistler ve sektörün önde gelen temsilcileri, bu devasa kaynağın nasıl ülke ekonomisine daha etkin bir şekilde kazandırılabileceği üzerine yoğunlaşmış durumda.
Peki, Türk halkı neden tasarruflarının önemli bir bölümünü fiziki altın olarak biriktirmeyi tercih ediyor? Eski Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ekonomistlerinden Prof. Dr. Selva Demiralp, bu tercihin altında yatan nedenleri açıklıyor. Demiralp'e göre, geçmişte yaşanan yüksek enflasyon dönemlerine ait hafızalar, döviz kurlarındaki ani değişimler ve finansal kurumlara olan güvensizlik algısı, vatandaşları parasını somut varlıklarda tutmaya itiyor. Yapılan çeşitli araştırmalar da, hanehalkının tasarruf eğilimlerinde altının en çok tercih edilen yatırım araçlarından biri olduğunu net bir şekilde gösteriyor. Bu durum, altının sadece bir yatırım aracı olmanın ötesinde, aynı zamanda bir güvenlik limanı olarak görüldüğünü vurguluyor.
Finansal sistemin dışında kalan bu büyük altın birikiminin ekonomiye entegre edilmemesi, ülkenin genel ekonomik sağlığı üzerinde önemli etkiler yaratıyor. Uzmanlar, bu kaynağın sisteme dahil edilmemesi durumunda, kredi ve yatırım olanaklarının kısıtlandığını belirtiyor. Türkiye'nin yıllık altın ihtiyacını karşılamak için gerçekleştirdiği ithalatın, cari işlemler dengesi üzerinde ciddi bir yük oluşturduğuna da dikkat çekiliyor. İthal edilen altının yaklaşık yarısının kuyumculuk sektörü tarafından kullanıldığı ve sektörün kendi ihtiyaçları için dahi yılda ortalama 170 ila 200 ton civarında ithalat yapması gerektiği ifade ediliyor. Bu durum, hem döviz çıkışını artırıyor hem de yerel kaynakların atıl kalmasına neden oluyor.
Geçmişte bu fiziki altınların finansal sisteme kazandırılması amacıyla çeşitli teşvikler ve bankacılık modelleri denenmiş olsa da, bu çabaların istenen başarıyı tam olarak gösteremediği belirtiliyor. Bu noktada, İstanbul Kuyumcular Odası (İKO) Başkanı Mustafa Atayık, birikimlerin ülke ekonomisine yönlendirilmesi için iki yenilikçi model önerisiyle dikkat çekiyor. İlk model olan 'Yastık Altı Altın Yatırımları Sistemi' (YAY-SİS), vatandaşların sahip oldukları fiziki altınların yetkili kuyumcular aracılığıyla belirlenerek, karşılığında elde edilecek saf altının kamu bankalarında açılacak hesaplara aktarılmasını amaçlıyor. İkinci model ise 'Altınbank' adıyla tanımlanıyor. Bu proje, hurda altınların ekonomiye geri kazandırılmasını hızlandırmayı, yastık altındaki birikimleri sisteme dahil etmeyi ve aynı zamanda kuyumculuk sektörünün artan kredi gereksinimlerini karşılamayı hedefleyen özel bir ihtisas bankası kurulmasını öngörüyor. Bu iki önerinin temel amacı, vatandaşların tasarruflarını güvenli bir şekilde finansal sisteme çekerek, bu fonların yatırım ve kredi mekanizmalarında kullanılmasını sağlamak ve böylece ülke ekonomisini canlandırmaktır.