Türkiye'nin Kuantum Teknolojileri Yol Haritası Belirlendi: Yeni Nesil Teknolojiler Geliyor
Türkiye, kuantum teknolojileri alanında önemli bir atılım gerçekleştirerek laboratuvar aşamasını geride bırakıp endüstriyel ve ticarileşebilir ürünlerin geliştirildiği bir döneme adım atıyor. Ülkenin yüksek teknoloji stratejisi kapsamında, 300 milyon dolarlık bir bütçeye sahip olan HIT-Kuantum girişimi ve uzaya başarıyla gönderilen yerli atomik saat projesi gibi kritik başarıların ardından, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) tarafından yeni bir çağrı başlatıldı. EUREKA Xecs 2026 çağrısı ile Türk firmalarının uluslararası işbirliği platformlarında yer alması ve küresel kuantum pazarında rekabetçi bir konuma ulaşması amaçlanıyor. Bu stratejik hamle, Türkiye'nin araştırma altyapısını güçlendirmeyi, nitelikli insan kaynağını artırmayı ve sanayi kapasitesini geliştirerek kuantum teknolojilerinin endüstriyel uygulamalara dönüşmesini hızlandırmayı hedefliyor.
Kuantum hesaplama, kuantum haberleşme, kuantum algılama ve kuantum metroloji gibi alanlar, Türkiye'nin teknoloji odaklı gündeminde giderek daha fazla yer buluyor. Bu doğrultuda Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın öncülüğünde hayata geçirilen ve toplamda 300 milyon dolarlık bir finansman sağlayan HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı kapsamındaki HIT-Kuantum projesi, büyük önem taşıyor. Bu program aracılığıyla, araştırma merkezleri, üniversiteler ve özel sektör kuruluşlarının erişimine açık, yüksek kapasiteli kuantum hesaplama altyapılarının kurulması hedefleniyor. Ayrıca, ölçeklenebilir donanım ve yazılım ekosistemlerinin geliştirilmesi, katma değeri yüksek çözümlerin üretilmesi ve alandaki yetkin insan gücünün yetiştirilmesi de bu projenin temel amaçları arasında yer alıyor.
Türkiye'deki kuantum altyapısının oluşturulmasında TOBB, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi (TOBB ETÜ) ve ASELSAN arasındaki işbirliği kilit bir rol oynuyor. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) koordinasyonunda yürütülen bu önemli işbirliği çerçevesinde, TOBB ETÜ Teknoloji Merkezi bünyesinde 2022 yılında Kuantum Teknolojileri Araştırma Laboratuvarı faaliyete geçti. Bu laboratuvar, süper iletken kuantum elektroniği alanındaki öncü çalışmalarına devam ederek, Türkiye'nin ilk yerli kuantum bilgisayarı olarak tanıtılan QuanT'ı Kasım 2024'te kamuoyuna tanıttı. Ayrıca, ASELSAN ile SSB arasında Süper İletken Kuantum İşlemci Birimi (QPU) Geliştirilmesi Projesi'nin başlatılması, bu alandaki ilerlemenin somut bir göstergesi olarak öne çıkıyor. Bu gelişmeler, Türkiye'nin kuantum teknolojileri alanındaki bağımsızlığını ve yetkinliğini artırma yolunda atılan önemli adımlardır.
Diğer yandan, TÜBİTAK Ulusal Metroloji Enstitüsü (UME), geçtiğimiz Mayıs ayında düzenlenen SAHA 2026 etkinliğinde, rubidyum ve stronsiyum temelli optik örgü saat prototipleri ile kuantum çip örneklerini sergiledi. Bu çalışmalar, hassas zaman ölçümü ve kuantum metrolojisi alanındaki ilerlemeyi gözler önüne seriyor. Türkiye'nin uzay tabanlı zaman ve frekans teknolojileri alanındaki en önemli projelerinden biri olan Rubidyum Atomik Frekans Standardı (RAFS) projesi de, SpaceX Transporter-17 görevi kapsamında geçtiğimiz hafta başarıyla uzaya gönderildi. Bu fırlatma, Türkiye'nin uzay teknolojileri ve hassas zamanlama alanındaki yeteneklerini uluslararası alanda kanıtlaması açısından büyük bir başarıdır.
TÜBİTAK'ın hayata geçirdiği EUREKA Xecs 2026 Uygulamalı Kuantum Teknolojileri Çağrısı, kuantum teknolojilerinin teknoloji hazırlık seviyesini daha da ileriye taşımayı hedefliyor. Bu çağrı ile araştırma ve geliştirme süreçlerinin teknoloji hazırlık seviyesinin mevcut 4-5 seviyesinden 6-7 seviyesine çıkarılması amaçlanıyor. Bu doğrultuda, özel sektörün öncülük ettiği, üniversiteler ve kamu kuruluşlarının da katılımıyla uzmanlaşmış araştırma-geliştirme ve yenilikçi konsorsiyumların oluşturulması teşvik ediliyor. Bu çağrı kapsamında desteklenecek projelerin, en az iki farklı EUREKA üyesi ülkeden kuruluşları bir araya getirmesi ve bu kuruluşlardan en az birinin Avrupa Birliği üyesi veya Ufuk Avrupa programına asosiye bir ülkeden olması gerekmektedir.
Çağrı kapsamında belirlenen ilk odak alanlarından biri olan kuantum algılama, tıp alanında teşhis ve görüntüleme süreçlerinde, hassas navigasyon sistemlerinde, jeolojik araştırmalarda ve uzay uygulamalarında daha yüksek doğruluk ve hassasiyet sunacak sensör teknolojilerinin geliştirilmesine odaklanıyor. Bu alanda, ölçüm elektroniği, cihazların boyutunun küçültülmesi, üretim süreçlerinin kolaylaştırılması ve yapay zeka destekli çözümler de önemli başlıklar arasında yer alıyor. Kuantum metrolojisi alanında ise, ölçüm altyapılarının iyileştirilmesi, test yöntemlerinin geliştirilmesi, doğrulama, sertifikasyon ve standartizasyon süreçlerine yönelik çözümler desteklenecek. Kuantum haberleşme ve siber güvenlik projelerinde ise, sistem performansının artırılması, mevcut iletişim altyapıları ve güvenlik çözümleriyle entegrasyonun sağlanması ve düşük maliyetli, endüstriyel ölçekte uygulanabilir teknolojilerin geliştirilmesi öngörülüyor.
Kuantum hesaplama alanında ise, kübitlerin başlatılması, kontrolü, kalibrasyonu, sinyal okuma ve yükseltme işlemlerini gerçekleştirecek, düşük gürültü seviyesine sahip elektronik sistemlerin geliştirilmesi hedefleniyor. Bu kapsamda, hem kriyojenik ortamlarda hem de oda sıcaklığında çalışabilen çözümler ile fotonik teknolojiler de çağrı dahilinde değerlendirilecek. Bu geniş kapsamlı çağrı, Türkiye'nin kuantum teknolojileri ekosistemini güçlendirmeyi ve uluslararası işbirliklerini artırmayı amaçlamaktadır.
Bu uluslararası çağrı programı kapsamında, ulusal bütçe 3 milyon avro olarak belirlenmiş durumda. Bir proje içerisindeki Türk ortakların toplam proje bütçesi ise en fazla 600 bin avro ile sınırlı olacak. Sermaye şirketi statüsünde olmayan kurumların bütçesi ise, Türk ortakların toplam proje bütçesinin yüzde 30'unu geçemeyecek. Projelerin azami tamamlanma süresi 36 ay olarak belirlendi. Destek oranları, büyük ölçekli kuruluşlar için yüzde 60, küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ'ler) için ise yüzde 75 olacak. Genel ve özel bütçeli kamu kurumları, vakıf üniversiteleri, eğitim ve araştırma hastaneleri ile kamu araştırma merkez ve enstitülerinin uygun harcamaları ise tam yüzde 100 oranında desteklenecek. Desteklenen gider kalemleri arasında personel, seyahat, danışmanlık hizmetleri, hizmet alımı, alet, teçhizat, yazılım, yayın, malzeme ve sarf giderleri bulunuyor. Ancak, konsorsiyumdaki kuruluşların birbirlerine sağlayacağı bazı danışmanlık ve hizmet alımları ile projenin ticarileşme aşamasına yönelik bazı giderlerin desteklenmeyeceği belirtildi. Uluslararası ön proje başvuruları için son tarih 26 Kasım 2026, tam proje önerileri için ise 5 Mart 2027 olarak belirlendi. Ulusal çağrı ise 8 Ocak 2027 tarihinde açılacak. Kuruluş bazlı ön kayıt için son başvuru tarihi 30 Mart 2027, proje başvuruları için ise 31 Mart 2027 olarak duyuruldu.