Yapay Zeka Bölümlerinde Öğrenci Doldu, Profesörler Yok Denecek Kadar Az
Eğitim

Yapay Zeka Bölümlerinde Öğrenci Doldu, Profesörler Yok Denecek Kadar Az

38

Türkiye'deki yükseköğretim kurumlarında yapay zeka alanındaki bölümlerin kontenjanlarının tamamen dolması, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından övülse de, Türk Eğitim Derneği (TED) bünyesindeki düşünce kuruluşu TEDMEM'in hazırladığı önemli bir rapor, bu tablonun ardındaki ciddi sorunları ortaya koydu. "Eğitimde Yapay Zeka: Küresel Eğilimler ve Türkiye için Politika Önerileri" başlıklı rapor, bazı üniversitelerin yapay zeka bölümlerinde bir tek profesör dahi bulunmadığını belgeledi. Rapor, 33 devlet üniversitesinde yer alan yapay zeka lisans programlarında görevli 221 akademisyenin yalnızca 26'sının profesör unvanına sahip olduğunu ortaya koyarak, alanında uzmanlaşmış akademik kadro eksikliğini çarpıcı bir şekilde gözler önüne serdi.

Türk Eğitim Derneği Başkanı Selçuk Pehlivanoğlu'nun, yapay zekanın getirdiği potansiyel riskleri "dijital diktatörlük" olarak özetlediği 229 sayfalık bu kapsamlı çalışma, Dr. Sabiha Sunar, Dr. Nilgün Demirci Celep ve Dr. Ece Eren Şişman tarafından kaleme alındı. Rapor, Amerika Birleşik Devletleri, Çin, Fransa, Almanya, Güney Kore, Kanada, Birleşik Krallık, Japonya, Hindistan, Singapur, Birleşik Arap Emirlikleri ve Türkiye dahil olmak üzere 12 ülkenin yapay zekanın eğitimdeki kullanımına ilişkin karşılaştırmalı bir analizini sunuyor. Rapor, özellikle gençlerin yapay zeka kullanımıyla ortaya çıkan bilişsel ve duygusal risklere dikkat çekerek, Türkiye'nin bu alanda acil önlemler alması gerektiği yönünde güçlü tavsiyelerde bulunuyor. Gençlerin yapay zekayı yalnızca akademik ödevler veya sunumlar için değil, aynı zamanda duygusal destek arayışı, kaygılarını giderme ve düşüncelerini paylaşma gibi amaçlarla da yaygın olarak kullandığına dair bulgular, durumun vahametini artırıyor.

Raporda yer alan dikkat çekici bulgulardan biri de, yapay zeka kullanan her 10 kişiden 4'ünün 25 yaş altı gençlerden oluşması. Bu durum, gençlerin analiz etme, düşünme ve öğrenme süreçlerini derinleştirmek yerine, doğrudan yapay zekaya başvurma eğiliminde olduğunu gösteriyor. Bu eğilimin uzun vadede gençlerin eleştirel düşünme becerilerini zayıflatabileceği endişesi dile getiriliyor. Trabzon Üniversitesi Yapay Zeka Mühendisliği'nde 5 doktor öğretim üyesinin bulunması, Ostim Teknik Üniversitesi Yapay Zeka Mühendisliği'nde 6 doktor öğretim üyesinin görev yapması gibi örnekler, akademik kadronun daha çok doktor öğretim üyesi seviyesinde yoğunlaştığını gösteriyor. Kocatepe Üniversitesi Bilişim Teknolojileri MYO'da 2 doçent ve 1 doktor, Gaziantep Üniversitesi Robotik ve Yapay Zeka bölümünde 2 doçent ve 1 doktor, Amasya Üniversitesi Yapay Zeka ve Makine Öğrenmesi bölümünde 3 doçent, Konya Teknik Üniversitesi Yapay Zeka ve Veri Mühendisliği bölümünde 3 doçent ve 2 doktor bulunuyor. Ancak Eskişehir Teknik Üniversitesi Yapay Zeka ve Makine bölümünde hiç profesör bulunmazken sadece 1 doktor görev yapıyor. Hitit Üniversitesi Yapay Zeka ve Makine bölümünde ise hem profesör hem de doçent bulunmuyor, yalnızca 2 doktor görev alıyor. Bu veriler, yapay zeka eğitiminde profesörlerin ne denli nadir bulunduğunu açıkça ortaya koyuyor.

Küresel düzeyde yapay zeka eğitimine bakıldığında, Çin, Fransa ve Singapur gibi ülkelerin bu alandaki çalışmaları kamu denetimi altında yürütmesi dikkat çekiyor. Amerika Birleşik Devletleri'nde Yapay Zekâ Akademisi, Microsoft, OpenAI ve Anthropic gibi önde gelen teknoloji şirketleriyle işbirliği içinde çalışıyor. Birleşik Arap Emirlikleri ise bu yıl tüm devlet okullarında yapay zekayı zorunlu bir ders haline getirmiş durumda. Çin'in ilkokul seviyesinde yapay zeka kullanımını yasaklarken, Fransa'nın 8. sınıf sonrası için bu teknolojiye izin vermesi, ülkelerin yapay zekaya yaklaşımındaki farklı stratejileri sergiliyor. Ancak, 2026 Yapay Zeka Endeks Raporu'nda Türkiye'nin 36 ülke arasında 34. sırada yer alması, bu alandaki uluslararası rekabette geride kalındığının bir göstergesi. Rapora göre, Türkiye bilişim alanında ön lisans mezun sayısında dünyada üçüncü sırada yer alırken, yüksek lisans ve doktora seviyelerinde ilk 15 ülke arasında dahi bulunmuyor. Yapay zeka bölümlerindeki 221 akademisyenin sadece 26'sının profesör olması ve 22 doçentin bulunduğu bölümlerin 21'inde profesör bulunmaması, geleceğin teknolojisi olarak görülen yapay zeka alanında nitelikli insan kaynağı yetiştirme kapasitesinin ne kadar sınırlı olduğunu gösteriyor. Özellikle 17-27 yaş arasındaki gençlerin yapay zekanın sunduğu bilgilerin doğruluğunu sorgulama becerisinin düşük olması ve %61'inin yapay zekanın ürettiği yanlış bilgileri ayırt edememesi, acil eğitim müdahalelerinin gerekliliğini vurguluyor. Bu durum, gelecekte bu bölümlerden mezun olacak gençlerin ciddi işsizlik sorunlarıyla karşılaşabileceği ve hatta bu bölümlerin kendilerinin de sürdürülemez hale gelebileceği endişesini doğuruyor.

Paylaş

İlgili Haberler