Fındık Atıklarından Yüksek Proteinli Toz Üretilecek
Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ) bünyesinde yürütülen yenilikçi bir proje, fındık yağı üretim sürecinin önemli bir yan ürünü olan posanın, katma değeri yüksek bir gıda kaynağına dönüştürülmesini hedefliyor. Türkiye'nin fındık üretimindeki küresel liderliğini pekiştiren bu çalışma, aynı zamanda sürdürülebilir ve ekonomik bitkisel protein kaynakları geliştirme potansiyeli taşıyor. TÜBİTAK tarafından desteklenen bu proje, geleneksel olarak hayvan yemi olarak değerlendirilen fındık posasını, doğal yöntemlerle işleyerek yüksek protein oranına sahip bir toz haline getirmeyi amaçlıyor.
Projenin bilimsel liderliğini yürüten BTÜ Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Furkan Türker Sarıcaoğlu, projenin temel amacını ve potansiyelini detaylandırdı. Prof. Dr. Sarıcaoğlu, fındık yağı elde edildikten sonra geriye kalan posanın ortalama yüzde 40 ila 45 oranında protein içerdiğini belirtti. Geliştirilen özel yöntemlerle bu posanın işlenerek protein oranının yüzde 80'lere kadar çıkarılabildiğini ifade eden Sarıcaoğlu, bu sayede hem milli ekonomiye katkı sağlanacağını hem de hayvansal gıdalara karşı sürdürülebilir ve daha ekonomik bir alternatifin gıda sektörüne sunulacağını vurguladı.
Dünya fındık pazarında yaklaşık yüzde 70'lik bir paya sahip olan Türkiye'nin, bu yeni proje ile fındık endüstrisinden elde edilen atıkların daha verimli bir şekilde değerlendirilmesi konusunda da öncü bir rol üstlenmesi bekleniyor. Fındık yağı üretiminden arta kalan posanın, sadece hayvan yemi olarak kullanılmasının ötesine geçerek, insan gıdası için uygun, yüksek proteinli bir ürün haline getirilmesi, hem gıda endüstrisi için yeni bir hammadde kapısı aralayacak hem de sürdürülebilir gıda sistemlerine önemli bir katkı sunacak. Özellikle vejetaryen ve vegan beslenme tercihlerini benimseyen bireyler için bu protein tozu, beslenme düzenlerinde değerli bir kaynak olarak öne çıkıyor.
Prof. Dr. Sarıcaoğlu, hayvansal protein kaynaklarının üretiminin zaman, emek ve doğal kaynaklar açısından yüksek maliyetler gerektirdiğini, buna karşılık bitkisel proteinlerin daha ekonomik ve kitlesel ölçekte üretilebildiğini belirtti. Hayvansal proteinlere ekonomik olarak ulaşmakta zorlanan kesimler için bitkisel proteinlerin önemli bir alternatif oluşturduğunun altını çizen Sarıcaoğlu, “Ayrıca hayvansal kaynaklı proteinleri tüketmeyen veya tüketmek istemeyen, vejetaryen veya vegan beslenmeyi tercih eden insanlar açısından da düşündüğümüz zaman, bitkisel kaynaklı proteinler ciddi bir alternatif kaynağı olarak karşımıza çıkıyor” şeklinde konuştu. Bu yeni geliştirilen fındık bazlı protein tozunun, hem beslenme çeşitliliğini artıracağı hem de gıda endüstrisinde yenilikçi ürünlerin geliştirilmesine olanak tanıyacağı öngörülüyor.
Hayvansal proteinlerin sindirilebilirliği ve vücut tarafından kullanılabilirliği (biyo-yararlanım) açısından yüksek performans gösterdiği biliniyor. Prof. Dr. Sarıcaoğlu, bitkisel kaynaklı proteinlerin bu konuda hayvansal proteinler kadar yüksek bir performans sergileyemeyebileceğini ancak bu durumun, bitkisel proteinlerin tüketiminin önünde bir engel teşkil etmediğini açıkladı. Sarıcaoğlu, “Yani hayvansal kaynaklı protein tüketmeyen birinin, bitkisel kaynaklı proteinle hayvansal kaynaklı bir proteini ikame edebilmesi mümkün olabiliyor. Bu da daha fazla miktarda bitkisel kaynaklı protein tüketmeyi gerektirebiliyor. Bitkisel kaynaklı proteinlerin yapısal özelliklerini kimyasal yöntemlerle değil, fiziksel yöntemlerle değiştirerek, biyo-elverişliliği veya biyo-yararlılığı geliştirmek mümkün. Biz de bununla ilgili bilimsel çalışmalara oldukça hız vermiş durumdayız.” ifadeleriyle, gelecekte bitkisel proteinlerin performansını artırmaya yönelik araştırmaların da devam edeceğini belirtti.