Nasuh Mahruki: Silivri Cezaevi'nde Yaşanan İnsanlık Dışı Koşulları ve Adaletsizliği Anlattı
AKUT Onursal Başkanı Nasuh Mahruki, 15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek hakkında yürütülen hukuki süreç ve bu süreçte Silivri Ceza İnfaz Kurumu'nda yaşadığı 63 günlük tutukluluk deneyimi hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu. Mahruki, maruz kaldığı adaletsizlikleri ve cezaevindeki ağır insani koşulları dile getirerek kamuoyunun dikkatini bu önemli konulara çekti.
Tutuklanmasına neden olan paylaşımının içeriği hakkında bilgi veren Mahruki, söz konusu tweet'in yalnızca üç satır ve 40 kelimeden oluştuğunu vurguladı. Paylaşımında 'tiyatro' veya 'oyun' gibi ifadelerin yer almadığını belirten Mahruki, savcılığın kendisiyle görüşmeden, ifadelerinin bağlamını anlamaya çalışmadan tutuklama talebinde bulunduğunu öne sürdü. İddianamede daha sonra 'tiyatro' ifadesinden vazgeçilerek 'oyun' kelimesinin kullanıldığını ancak tweet'inde bu kelimelerin hiçbirinin geçmediğini savunan Mahruki, bu durumun büyük bir adaletsizlik ve hukuksuzluk olduğunu ifade etti. Kendisinin 30 yılı aşkın süredir ülkesine gönüllü hizmetler sunduğunu ve uluslararası platformlarda Türkiye'yi başarıyla temsil ettiğini hatırlatan Mahruki, halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek gibi bir suçlamayla karşı karşıya kalmasının gerçeklikle bağdaşmadığını belirtti.
Mahruki, Silivri Ceza İnfaz Kurumu'ndaki fiziki koşulların uluslararası standartlardan çok uzak olduğunu gözler önüne serdi. Yedi kişilik kapasiteye sahip koğuşlarda zaman zaman 59 kişiye kadar çıkıldığını ve 48 yatak olmasına rağmen her gün yaklaşık 10 kişinin yerde yatmak zorunda kaldığını aktardı. Kendisinin de 13 gün boyunca yerde yattığını belirten Mahruki, geçici olarak kaldığı koğuşun ise tam bir kabus olduğunu dile getirdi. Üç kişilik olarak tasarlanan bu koğuşta 25 kişinin barındığını ve ilk üç gününde vücudunda tam 256 adet tahtakurusu ısırığı saydığını ifade etti. Geceleri uyumanın mümkün olmadığını, duvarların kan lekeleriyle dolu olduğunu ve tahtakurularının kan emdikten sonra bıraktığı kırmızı izlerin her yeri kapladığını anlattı. Bacakları ve ayakları şişen mahkumları gördüğünü söyleyen Mahruki, bu durumun hijyen ve sağlık açısından ne kadar vahim olduğunu vurguladı.
Cezaevinde tanık olduğu bir başka üzücü olay ise şeker hastası yaşlı bir mahkumun durumu oldu. İlk günlerde sağlık sorunları yaşayan ve hastaneye kaldırıldığında bacağı kesilen mahkumun, koğuşa döndüğünde öz bakımını yapamaz hale geldiğini anlattı. Koğuştaki diğer mahkumların gönüllü olarak bu hastanın temizliğiyle, ilaçlarıyla ve kan şekeri takibiyle ilgilendiğini belirten Mahruki, bu ağır hasta mahkumun bakımından diğer tutukluların vicdanen sorumlu olmasının ne kadar garip ve üzücü olduğunu dile getirdi. Bu durumun, cezaevindeki insani eksikliklerin ve sistemin yetersizliğinin bir göstergesi olduğunu vurguladı. Mahkumların gündelik hayatlarını da anlatan Mahruki, semaverde tost yapmayı öğrendiklerini, yemeklerini ısıttıklarını ve temizlik işlerinin gençler tarafından yürütüldüğünü belirtti. Haftada 60 dakika görüntülü konuşma imkanının ise aileleriyle bağlarını koparmamaları açısından büyük önem taşıdığını söyledi.
Tahliyesinin ardından büyük bir sevinç yaşadığını ancak bu sevincin buruk olduğunu ifade eden Mahruki, hem kendi adına hem de hukuk adına duyduğu üzüntüyü dile getirdi. 63 gününün çalındığını, ailesinden ve çocuklarından uzak kaldığını, toplumdan tecrit edildiğini belirten Mahruki, bu travmayı hak etmediğini söyledi. Hukuk sistemindeki adaletsizliklere dikkat çekerek, uluslararası sıralamalarda Türkiye'nin hukukun üstünlüğü konusunda gerilerde olduğunu ve bu durumun sürdürülebilir olmadığını vurguladı. Hâkim karşısına çıktığında da bu adaletsizliği dile getirdiğini, ancak buna rağmen 15 ay hapis cezasına çarptırıldığını ve hükmün açıklanmasının geri bırakıldığını belirtti. Emsal bir davada, 15 Temmuz'u açıkça tiyatro olarak nitelendiren bir kişinin beraat ettiğini, ancak kendisinin böyle bir ifade kullanmadığı halde 63 gün hapis yattığını hatırlatarak, bu durumun akıl almazlığını bir kez daha vurguladı.